Page 43 - MAKSİMUM BİZ | SAYI 30 | NİSAN 2015
P. 43

Önce sizi tanıyabilir miyiz?
1936 yılında doğdum. Başarılı bir
eğitim hayatım oldu. İlkokul, orta-
okulda ve lise eğitimimi, o zamanki
adıyla Amerikan Kız Lisesi’nde
aldım. Daha sonra İstanbul Üniver-
sitesi Hukuk Fakültesi’ne gittim.
1961’de mezun oldum. Avukatlık
stajımın ardından, Çamlıca Kız
Lisesi’nde iki yıl İngilizce öğretmen-
liği yaptım. Avukatlık kanuna göre,
avukatlar, kendi meslekleri dışında
ancak o işi yapabilirlerdi. Sonra bir
avukatın yanında çalışmaya başla-
dım. Bir yıllık avukatlık deneyimi-
min ardından, ailemin de isteğiyle,
Anadolu Sigorta’nın imtihanına
girdim. İmtihanın ardından birkaç
ay sonra görüşme talebi geldi. O
zamanki Genel Müdürümüz Veysi
Emre idi. Bizzat onunla görüştüm
ve 1964 yılında şirkette çalışmaya
başladım. Bir buçuk yıl boyunca çe-
şitli birimlerde staj yaptım. Yangın
Reasürans Bölümü’nde bir buçuk
yıl süren stajımın ardından Nakliyat
Kaza Reasüransa şef tayin edildim.
Göreve ilk başladığınızda Ana-
dolu Sigorta nasıl bir şirketti?
Mesela şirkette kaç çalışan vardı?
Tam sayıyı hatırlamıyorum fakat
çok az kişiydik. O zamanlar şirketin
yeri Karaköy’deydi. Aslında tabii
ki birçok farlılık vardır ama be-
nim açımdan en önemlisi şirkette
İngilizce bilenlerin sayısı azdı. O
yüzden ben işe başladıktan yak-
laşık bir hafta sonra Muhasebe
Müdürlüğü’nden çevirmem için
İngilizce mektuplar geldi. Bunları
çevirmemin ardından, birden şirke-
tin çevirmeni gibi olmuştum.
O zamanlar sektör nasıldı? Nasıl
bir sigortacılık ortamı ve anlayı-
şı vardı?
Türkiye’de sigorta endüstrisi, belir-
li bir aşamadan geçmiş, bir yerlere
Bizim dönemimizde
yabancı yatırımcılar
bugünkü gibi aktif değildi.
Bugün serbest piyasa
rekabetinin başlamasıyla
her şey farklılaştı.
Anadolu Sigorta’nın 1975 yılındaki İdare Meclisi ve Üst Yönetimi
Ülay Gönen (Ortada soldan ikinci sırada)
gelmişti. Yabancılarla, yurtdışında-
kilerle güzel ilişkiler kurulmuştu.
Tarifeli dönemdi zaten. Türkiye pi-
yasası çok cazip bir dönemindeydi.
Tarifeli dönemin farkı nedir?
Tarifeli dönem, en basit ifadeyle
fiyatların serbest olmadığı dönem.
Fiyatlar önceden belirleniyor. Tabii
diyeceksiniz ki bu şekilde sektör
gelişir mi? Evet, gelişiyordu. Her
alınan işten yüzde 25 hisse Milli
Reasürans’a veriliyordu. Ben işe gir-
diğim dönemde bu durum sektörde
normal uygulamaydı. Zamanla şir-
ketlerin talebiyle bu durum değişti.
Çünkü her yapılan poliçeden pay
alınıyordu. Fakat Anadolu Sigorta
bu zorunluluğa tabi değildi. Milli
Reasürans, Ankara Sigorta kardeş
şirketlerdi. Bu durum 80’li yıllara
kadar devam etti. Turgut Özal’ın
başbakan olmasıyla birlikte tama-
men serbestleşme dönemi başladı.
Rekabet ortamı nasıldı?
Rekabet az önce bahsettiğim
sebepten dolayı bugünkü gibi
değildi. Bütün şirketler aynı tarifeyi
uyguluyordu. Zorunlu tarifeler
vardı. Diyeceksiniz ki fark neydi?
Fark kaliteydi, güvendi. Tercihler
buna göre yapılıyordu. Şirketler
esas olarak buna öncelik verir ve
rekabet avantajı sağlamak için özel-
likle kurumsal alanda bunu dikkate
alırlardı.
Sektörde yabancı yatırımcılar
var mıydı?
Yabancı şirketler vardı. Fakat o dö-
nemde yabancı yatırımcılar bugün-
kü gibi aktif değildi. Bugün serbest
piyasa rekabetinin başlamasıyla her
şey farklılaştı. Rekabet ortamında
herkes fiyat kırmaya başladı. Ya-
bancı reasürörler, serbest piyasaya
geçilmesiyle birlikte büyük kayıplar
yaşanması riski konusunda bizi çok
uyarmıştı. Çünkü aynı durumu ya-
bancı piyasalar da daha önce kendi
içlerinde yaşamıştı.
maksimumbiz | 41
   41   42   43   44   45