Page 52 - MAKSİMUM BİZ | SAYI 56 | TEMMUZ 2023
P. 52
İ l h a m V e r e n K a d ı n l a r
Kadınların seslerini duyuramadığı
18. yüzyılda, kalemiyle hürriyet
mücadelesinde aktif rol oynamış;
kadınların bilinçlenmesi, erkeklerle
fırsat eşitliğine sahip olmaları için
uğraş vermiştir. İlk kadın gazetecimiz
ve Sorbonne Üniversitesi’nde okuyan
ilk Türk kadınımızdır. 20 yaşında
Uhuvvet adlı romanını yazmıştır.
Kurucularından olduğu Kızılay’ın
5 yıl süreyle Genel Sekreterliğini
yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında
tam bağımsızlık mücadelesini şiddetle
savunmuştur. Milliyetçi akımın
kadın önderi, hayatı boyunca da
“Cumhuriyet Devrimleri”nin yılmaz
savunucusu olmuştur.
50 | maksimumbiz
Selma Rıza Feraceli
1872
1889
1892
1899
1908
1910
1931
1872’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Şura-yı Devlet
ve Meclis-i Âyan üyelerinden Ali Rıza Bey, annesi ise
Avusturyalı Macar asıllı asil bir ailenin müslümanlığı
seçmiş kızı Nâile Hanım’dır. Selma, çiftin yedi çocuğunun
en küçüğüydü. Evde özel ders alarak yetiştirildi. İyi
derecede Fransızca öğrendi. Eğitiminde, ağabeyi Ahmed
Rıza’nın büyük etkisi oldu.
Ağabeyi 1889’da Fransa’ya gitmiş ve orada Jön Türk
hareketine katılmıştı. Selma Rıza, ailesinden gizlice
İstanbul’dan kaçarak Paris’teki ağabeyinin yanına gitti ve
eğitimini Sorbonne Üniversitesi’nde sürdürdü. Paris’te
on yıl yaşadı. İttihat ve Terakki Cemiyeti Paris Şubesi’ne
üye oldu. Cemiyetin tek kadın üyesiydi. Ahmed Rıza
Bey’in çıkardığı ve Fransızca olarak yayımlanan Meşveret
Gazetesi’nde, Türkçe olarak yayımlanan Şuray-ı Ümmet
Gazetesi’nde çalıştı. İlk Türk kadın gazeteci unvanını Paris
yıllarındaki çalışmaları ile aldı.
Henüz 20 yaşındayken, 1892 yılında kaleme aldığı
“Uhuvvet | Kardeşlik” adlı romanı ancak 1999 yılında dili
sadeleştirilerek Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandı.
Yazdığı dönemde maddi yetersizlikler yüzünden
yayımlayamadığı romanında, kadın sorununa değinmiştir.
1899 yılından itibaren “sosyal açıdan kadın” konusu ile
ilgilendi, bu konuda bir uzman kabul edildi.
Selma Rıza, 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanı üzerine
İstanbul’a döndü. Yurda dönüşünden sonra gazetecilik
yapmadı ancak sosyal hayatta rol almaya devam etti.
Meşrutiyet’in ilanından sonra yeniden teşkilatlandırılan
Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti’nde çalıştı. Beş yıl
boyunca Genel Sekreterlik yaptı ancak yönetimdekilerle
görüş ayrılığına düşünce kurumdan ayrıldı.
1910-1912 yılları arasında iki roman daha yazdı ancak
yayımlamadı. Hanımlara Mahsus Gazete ve Kadınlar
Dünyası gibi yayın organlarında yazılar yayımladı.
İstanbul’da Müslüman Osmanlı kadınları için okullar
açılması uğrunda mücadele etti. Meclis-i Mebûsan Reisi
olan ağabeyi Ahmed Rıza’nın da ön ayak olmasıyla
Kandilli’deki Adile Sultan Sarayı’nın Türkiye’nin ilk yatılı
kız lisesi olarak açılmasına yardımcı oldu.
1931 yılında hayatını kaybetti.

