Page 42 - MAKSİMUM BİZ | SAYI 29 | ARALIK 2014
P. 42

sohbet
Metin Uca, “Hakuna Matata” gösterisini Türkiye’nin birçok şehrinde sahneledi.
bir çeşit, seyirciyle dertleşme. Ama tiyatro
tadında. Ben stand-up demeyi sevmiyorum
çünkü onun ustaları ayrı. Benim derdim de
laf cambazlığından çok görseller eşliğinde
Türkiye’nin bildik öyküsünü vermek. Bir de
merak saldığım bir konu var. Müzik. Kazancı
Bedih ile aynı anda Fado’nun kraliçesinden
keyif alabildiğimiz bir tarzımız var. Bu bizim
büyük zenginliğimiz. Bunu yaparken biraz
gözardı ettiğimiz bir de klasik müzik var.
Buna da kulak tıkamayın kardeşim, bu da
kötü değil mantığıyla, 13 kişilik bir orkestra;
tenor, bariton ve soprano solistler, anlatıcı
ben ve şef eşliğinde bir gösteriye başladık.
Adı; Klasikomik. İlkokul çağında klasik mü-
zik konserlerine zorla götürüldük hepimiz.
Bu kuşağın çocuğu olarak “gıy gıy içimiz
gıyıldı” dememek için bu müziğe de aslında
kulağımızın çok yatkın olduğunu anlatmak
istedim.
Bütün bu işleri yaparken temel motivas-
yonunuz nedir?
Asla kimseye bir şey öğretmek değil, önce-
likle onu söyleyeyim. Sadece soru işaretlerini
paylaşmak. Bunlar benim aklıma takılıyorsa
mutlaka beni izlemeye gelenin, okuyanın
da takılıyordur diyorum. Ben soruları soran
adamım. Soruları da doğru soruyorum. Bir
de soruları soran adamlara inanmak çok
önemli bir şeydir. Çok başarılı aktörler de
sunucu olurlar ama onların inandırıcılık
sorunları vardır. Benim inandırıcılık soru-
num olmadı. Onlar beni hep kendi adlarına
soruyu soran adam olarak gördüler. Bu felse-
feyi bozmadım. Hem anlamaya çalışıyorum,
Sağlık
sigortasını her
şeyden çok
önemsiyorum.
Benim hayal
ettiğim
Türkiye’de,
herkesin eğitim
ve sağlık
harcamalarının
eşit olması var.
Bunu ne yazık ki
sağlayamıyoruz.
O yüzden böyle
bir ortamda
sağlık sigortası
daha büyük
önem
kazanıyor.
40 | maksimumbiz
hem aktarmaya, hem de yaşanan değişimde
tuhaf, avangart bir noktada durmamaya
çalışıyorum.
Yarışmayla farklı mecralara girdiniz…
Sunuculuk ayrı bir meslek. Her aktörlük
eğitimi almış kişinin sunucu olması müm-
kün değil. Türkiye’de sunucu denince akla
gelen kişiler olarak 10 kişiden fazla değiliz.
Bu adamlar önemli adamlar. Ben o yüzden
oyunculuk eğitimi almış olmama rağmen
dramalarda yer almamaya özen gösterdim.
Çünkü korumaya çalıştığım bir şey var. Tanrı
geçinden versin, Halit Kıvanç’tan sonra
gelen ekibin içinde iyi anılmak istiyorum.
Seslendirmede de ona özen gösteriyorum. O
kadar muhteşem sesler var ki onların arasın-
da olma şansınız yok ama ben de ünlü bir ses
olarak 80 tane seslendirme yapıp paramı al-
makla meşgul değilim. Eğer bir marka ya da
kurumla örtüşüyorsa o zaman onun yanında
durabilmeliyim. Kalıcılığı sağlayan yaptığınız
işlerin niteliği, yaptığınız işin kendisi değil.
Seyircide sizinle ilgili bir imaj oluşuyor ve
televizyon işinde kalıcılık bu imajın kendisiy-
le ölçülebilir ancak.
Sosyal medyayı kullanmanız, bu oyun
örneği size bu mecrayla ilgili ne gösterdi?
En azından sosyal medyanın gözardı edilme-
mesi gerektiğini gösterdi. Elbette ana akım
medya, televizyon başta olmak üzere hâlâ
çok büyük bir güç. Bunu yadsımamak gereki-
yor ama özellikle medya-iktidar ilişkilerinin
getirdiği o açmaz ve yeni ortamda alternatif
arayışları sosyal medyayı her zaman güvenli
kılmasa da bir alternatif alan haline geti-
riyor. Ben kendi adıma bir buçuk milyona
yaklaşan bir Twitter takipçisi olan, 150 bin
Facebook kullanıcısıyla beraber yürüyen
birisiyim. Orası benim özgürlük alanım.
Bu özgürlük alanını kötü kullanmamaya
çalışıyorum. Facebook’u yalnızca kurumsal
olarak kullanıyorum. Yaptığım işleri duyu-
ruyorum. Twitter ise benim için daha fazla
bir özgürlük alanı demek. Daha eşit bir alan.
Orada da toplumun sinir uçlarına dokunan
ve anlamaya çalışan bir tavır sergiliyorum.
Toplumlar da delilik dönemleri geçirir. Biz
toplumsal delirme yaşıyoruz. Bunun aşılaca-
ğına inanıyorum. Sancılı ve acılı bir süreç bu
ama yılanın kabuğundan çıkması gibi bir şey.
Bunun olabildiğince kısa olmasını diliyorum.
   40   41   42   43   44