Page 9 - MAKSİMUM BİZ | SAYI 24 | TEMMUZ 2013
P. 9

“Bu rakam, dünya kişi başına prim büyüklüğü ortalaması
olan 661 doların ancak yaklaşık beşte birini oluşturuyor.
Kuşkusuz, prim üretimindeki bu durum gelir dağılımıyla
açıklanabilir. Ancak, tüm gerekçenin gelir dağılımı olduğunu
savunmak haksızlık olur” diye konuştu.
“Prim üretimindeki düşük oran, sadece kişi başına
düşen gelirle açıklanamaz”
Sigortanın özellikle gelişmekte olan ülke bireyleri açısından
çok daha büyük önem taşıması gerektiğinin altını çizen
Genel Müdürümüz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gelişmekte
olan ülkelerde gelir dağılımının düşük olduğu bir gerçek.
Her birey kısıtlı bir gelirle sınırsız ihtiyaçları karşılama
mücadelesi veriyor.
Bu da edinilen her değerin bir şekilde hasar görmesi
halinde, tüketicinin yenisini elde etmekte zorlanacağı
anlamına geliyor. Dolayısıyla, yatırımlarını güvence altına
almayan bireyler, yılların birikimini riske etmiş oluyor” dedi.
Musa Ülken, yılların emeğiyle kazandıklarını konut ya da
otomobil gibi bir kıymete yatıranların düşük bedellerden
oluşan sigortadan kaçınarak, bu birikimi riske etmesinin temel
nedeninin toplumdaki sigorta bilincinin yetersizliği olduğunu
söyledi.
“Sigorta, vatandaşın birikimleriyle ülke ekonomisinin
teminatı”
Tüketicinin binlerce liralık yatırımını, eşyasını ve hatta
sağlığını uygun prim oranlarıyla güvence altına alabileceğini
belirten Musa Ülken, “Bireylerin gelecek güvencesi olarak
edindikleri poliçelere ödedikleri primler, ülke ekonomisine de
yatırım olarak geri dönüyor.
Diğer bir deyişle sigortalılar, sadece kendi yatırımlarını değil
ülke ekonomisine katkıda bulunarak geleceklerini de güvence
altına alıyorlar. Bu nedenle, bu bilincin artırılması için başta
sigorta sektörü olmak üzere herkese büyük görevler düşüyor”
diye konuştu.
7
































































   7   8   9   10   11