Page 114 - SEDEF - Hz.Mevlana'dan İnciler
P. 114
Tanrı Nil’i Kıpti’lere kan haline getirdi... İsrailoğullarını da beladan ko- rudu!
Buna bak da Tanrı’nın yoldaki aklı başında kişiyle sarhoşu ayırdettiğini anla!
Nil, bu ayırdedişi Tanrı’dan öğrendi de buna ihsanlarda bulundu, öbürünü sıkıca bağladı!
Tanrı lütfu, Nil’e akıl verdi... Kahriyse Kabil’i sersemleştirdi!
Keremiyle cansız şeylerde akıl kabiliyeti yarattı... Kahriyle akıllının aklı- nı aldı!
Lütfuyla cansız şeyde akıl peydahlandı... Kahriyle bilgi, akıllardan kaçtı!
Emriyle oraya yağmur gibi akıl yağdı... Bunun aklıysa Tanrı hışmını gö- rüp kaçtı gitti!
Bulut, güneş, ay ve yücelerdeki yıldızlar... Hepsi de bir nizamla gelirler, giderler!
Her biri, ancak vaktinde gelir... Vaktini ne giçirir, ne de erken gelip çatar!
Bunu nasıl oldu da peygamberlerden anlamadın sen? Onlar, taşa, sopaya bilgi ihsan ettiler.
Bunları gör de diğer cansız şeyleri de şüphesiz bir halde sopaya, taşa kı- yas et!
Taşla sopanın itaati meydana çıkar, görünürde öbür cansız şeylerin halin- den de haber verir...
Onlar da “Biz, Tanrı’yı biliriz, ona itaat ederiz... Hepimiz de tesadüfen halkedilmiş abes şeyler değiliz” derler.
Nil suyuna bak da anla... Boğarken iki ümmetin arasını ayırdetti ya!
Yer, nasıl Karun’u kahredip sömürdü; onu nasıl bildiyse Nil’i de öyle bil- gi sahibi bil!
Ay da öyle... Emri duyunca derhal gökyüzünde yarıldı, ikiye bölündü ya!
Nerde bir ağaç ve bir taş varsa Mustafa’yı görünce apaçık selam verdi ya! İşte cansızların hepsini de böyle bil, böyle tanı!
! !
!114

