Page 243 - Hz. Mehdi Hakkında Bilgiler
P. 243

Harun Yahya (Adnan Oktar)


               cek ki (ilerleyecek ki), bir hadise bir günde umum (bütün) dünya-
               da işitilecek. Radyo ile bağırır, şark-garp (doğu-batı) işitir ve
               umum ceridelerinde (bütün gazetelerde) okunacak. Ve bir adam

               kırk günde dünyayı devredecek ve yedi kıt'asını ve yetmiş hükûmeti-
               ni görecek ve gezecek" diye, zuhurundan on asır evvel telgraf, telefon,
               radyo, şimendifer, tayyareden mucizâne haber verir. Hem Deccal,
               deccallık haysiyetiyle değil, belki gayet müstebit (diktatör) bir kral sı-

               fatıyla işitilir. Ve gezmesi de her yeri istilâ etmek için değil, belki fit-
               neyi uyandırmak ve insanları baştan çıkarmak içindir. (Şuâlar,
               s. 496)


                   18. Beşinci Mes'ele: Rivayette vardır ki: "Âhirzamanda Deccal
               gibi bir kısım şahıslar, uluhiyet (ilahlık) dava edecekler ve kendi-

               lerine secde ettirecekler."
                   Allahu a'lem, bunun bir tevili şudur ki: Nasılki padişahı inkâr
               eden bir bedevi kumandan, kendinde ve başka kumandanlarda, hâki-
               miyetleri nisbetinde birer küçük padişahlık tasavvur eder. Aynen öy-    RİSALE-İ NUR'DA DECCALİYET
               le de: Tabiiyyun ve maddiyyun (materyalizm, Darwinizm) mez-

               hebinin başına geçen o eşhas (şahıslar), kuvvetleri nisbetinde
               kendilerinde bir nevi rububiyet (terbiye edicilik) tahayyül eder-
               ler (hayal ederler) ve raiyetini (saygısını) kendi kuvveti için kendine
               ve heykellerine ubudiyetkârane (kulluk ederek) serfüru ettirirler (baş
               eğdirirler), başlarını rükûa getirirler demektir. (Şualar, s. 584)



                   19. Deccâl-misâl Haşiye dehâ-i a'ver (tek gözlü deccal), bir dâr
               ile bir hayatı anlar, maddeperest olur ve dünyaperver. İnsanı yapar
               birer canavar
                   Evet, dehâ sağır tabiata tapar. Kör kuvvete fermanber (ita-
               at eder). Fakat Hüdâ (Allah) şuurlu san'atı tanır, hikmetli kudrete

               bakar. Dehâ (deccal), zemine küfran perdesi çeker. Hüdâ, şükran nu-
               runu serper. (Sözler, 654)




                                            241
   238   239   240   241   242   243   244   245   246   247   248