Page 301 - Risale-i Nur - Mektubat
P. 301

Yirmidördüncü Mektub'un


                                 İkinci Zeyli



                             (Mi'rac-ı Nebevî hakkındadır)

                              ِ
                                                               ِ

                         ْ ه    ِ    ْ دمحب  ُ  ِ ْ ب ْ ح ْ     ْ يْ  ِ  ْ ْ ا ْ َّلا  ْ ء   شَْن ِ ْ م  ِ       ْْْ ْ ْ و ْ ا ْن  ِ ِ  ْ س ْ م ْ ه ْ ْْْ     اب
                                    ُ





             ِ                    ِ           ِ   ِ    ِ
                                                            ٰ
               ۞ ْْ ْ ا ْ ذ ْ    ٰ  ْ ة ْ ْ  َّ   ُ  لا ْ م ْ  ا ْ و ى  ْ نجْاهدنع  ۞ ْ  ْ ه ى ٰ  ْ تنم لاْة ْ ر ْ دسْ ْ دن  ۞ ْ ْ ع  ىرخ ْ ُاْة لزنْه ْ ٰارْدق لو




                                                                       ُ
                                            ُ
                                                               ِ
                  ْى ْ ْ رْد       ٰا  ۞ ْ ْ ق ل  ْ غ      ُ      ا ْ  ل ْ ب ْ ص ْ ر ْ ْ و ْ م ا ْ ْ  ط  ْ غا ْ زْا      ۞ ْ ْ م  ْ شَغيْام ْ        ْ س لا ْشَ ْ غي
                                                            ْ ةرد
                            ٰ

                                                     ٰ

                                                      ِ
                                               ِ
                                        ى  ْ ْ ب    ُك  ِ  ِ  ْ ر ْ ب ْ ه ْ ْ لا  ْتا ْ يٰا ْن ْ م
                                     ٰ

                        [Mevlid-i Nebevînin Mi'raciye kısmında beş Nükteyi
                  beyan edeceğiz.]

          BİRİNCİ  NÜKTE:  Cennet'ten  getirilen  Burak'a  dair,  Mevlid  yazan
          Süleyman  Efendi  hazîn  bir  aşk  macerasını  beyan  ediyor.  O  zât  Ehl-i
          Velayet olduğu ve Rivayete bina ettiği için, elbette bir Hakikatı o suretle
          ifade ediyor.

                 Hakikat şu olmak gerektir ki: Âlem-i Bekanın mahlukları, Resul-i
          Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Nuruyla pek alâkadardırlar. Çünki
          Onun getirdiği Nur iledir ki; Cennet ve Dâr-ı Âhiret, cinn ve ins ile
          şenlenecek.  Eğer  O  olmasaydı,  O  Saadet-i  Ebediye  olmazdı  ve
          Cennet'in her nevi mahlûkatından istifadeye müstaid olan cinn ve ins,
          Cennet'i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sahibsiz virane kalacaktı.
          Yirmidördüncü  Söz'ün  Dördüncü  Dalında  beyan  edildiği  gibi:  Nasılki
          bülbülün  güle  karşı  dasitane-i  aşkı;  taife-i  hayvanatın,  taife-i  nebatata
          derece-i  aşka  baliğ  olan  ihtiyacat-ı  şedide-i  aşknümayı,  Rahmet  Hazine-
          sinden gelen ve hayvanatın erzaklarını taşıyan kafile-i nebatata karşı ilân
          etmek için,
   296   297   298   299   300   301   302   303   304   305   306