Page 331 - Risale-i Nur - Sözler
P. 331

YİRMİDÖRDÜNCÜ  SÖZ                                                                                                      333


           ve Cilveleri ve Kudretinin Tasarrufatında başka başka, fakat birbirini ihsas
           eder  ünvanları  var.  Ve  Sıfatlarının  Tecelliyatında  başka  başka,  fakat
           birbirini  gösterir  mukaddes  zuhuratı  var.  Ve  Ef'alinin  Cilvelerinde  çeşit
           çeşit,  fakat  birbirini  ikmal  eder  hikmetli  Tasarrufatı  var.  Ve  rengârenk
           san'atında ve mütenevvi' masnuatında çeşit çeşit, fakat birbirini temaşa eder
           haşmetli  Rubûbiyeti  vardır.  Bununla  beraber  Kâinatın  herbir  Âleminde,
           herbir taifesinde, Esma-i Hüsnadan bir İsmin ünvanı Tecelli eder. O İsim o
           dairede hâkimdir. Başka İsimler orada Ona tabidirler, belki Onun zımnında
           bulunurlar. Hem mahlûkatın herbir tabakasında az ve çok, küçük ve büyük,
           has ve âmm herbirisinde has bir Tecelli, has bir Rubûbiyet, has bir İsimle
           Cilvesi vardır. Yâni, o İsim herşeye muhit ve âmm olduğu halde öyle bir
           kasd  ve  ehemmiyetle  bir  şeye  teveccüh  eder;  güya  o  İsim  yalnız  o  şeye
           hastır. Hem bununla beraber Hâlık-ı Zülcelâl, herşeye yakın olduğu halde,
           yetmiş bine yakın nuranî perdeleri vardır. Meselâ: Sana Tecelli eden Hâlık
           İsminin mahlûkıyetindeki cüz'î mertebesinden tut, tâ bütün Kâinatın Hâlıkı
           olan  Mertebe-i  Kübra  ve  Ünvan-ı  Â’zama  kadar  ne  kadar  perdeler
           bulunduğunu kıyas edebilirsin.

             Demek bütün Kâinatı arkada bırakmak şartıyla mahlûkıyetin kapısından
           Hâlık  İsminin  müntehasına  yetişirsin,  Daire-i  Sıfâta  yanaşırsın.  Mâdem,
           perdelerin birbirine temaşa eder pencereleri var. Ve İsimler birbiri içinde
           görünüyor.  Ve Şuûnat, birbirine bakar. Ve temessülât, birbiri içine girer.
           Ve  ünvanlar,  birbirini  ihsas  eder.  Ve  zuhurat,  birbirine  benzer.  Ve
           tasarrufat,  birbirine  yardım  edip  itmam  eder.  Ve  Rubûbiyetin  mütenevvi
           Terbiyeleri, birbirine imdad edip muavenet eder. Elbette gerektir ki, Cenab-
           ı Hakk'ı bir İsimle, bir Ünvan ile, bir Rubûbiyetle ve hâkeza.. tanısa, başka
           Ünvanları, Rubûbiyetleri, Şe'nleri, içinde inkâr etmesin. Belki, herbir İsmin
           Cilvesinden sair Esmaya intikal etmezse zarar eder. Meselâ: Kadîr ve Hâlık
           İsminin  eserini  görse,  Alîm  İsmini  görmezse  gaflet  ve  tabiat  dalâletine

           düşebilir. Belki lâzım gelir ki, onun nazarı, daima karşısında      ََلِلّا  َ وه َ َ َ َ َ ه َ و
                                                                     ن    ن   ه    ن
           okusun,  görsün.  Onun  kulağı  herşeyden  َدح ا َ ن ه  َ ا َ لِلّ    ن  َ وه  َ ْ لق    dinlesin,  işitsin.
                                                               ن
                                                  ٌ
                                             ِ
                                ِ
           Onun lisanı      لاع د   ْ   نزِ   م ر ْ    بار ب يه  َّ ٗا    ه  ل ِ   ا ٗ desin, ilân etsin. İşte Kur'an-ı

                       ْ




                                           ِ
           Mübin    َنس   َ ا َ ْل َ ح  َ ء ى ام َس  َ ْا َ  لا  َ ه َ  لَ وهَ َّلااَ هىلا َ ى ِ  َ َ  لا  َ  ا َ لِلّ   Fermanıyla,  zikrettiğimiz
                       ن ى ْ  ن  ْ    ن    ن        ن ه
           Hakikatlara işaret eder.
   326   327   328   329   330   331   332   333   334   335   336