Page 7 - BODRUMDergi | ŞUBAT 2026 | SAYI:18
P. 7

söz ederken doğa ile insan duyguları
arasında şiirsel bir bağ kurar. Aşk
artık yalnızca gizli yaşanan bir
duygu değil; mektuplarla, şiirlerle ve
sembollerle ifade edilen kamusal bir
anlatıya dönüşür. Bu dönem, Sevgililer
Günü’nün romantik kimliğinin
temellerinin atıldığı yıllardır.
Aşkın Ticarileşen Yüzü
Sanayi Devrimi ve modernleşmeyle
birlikte 14 Şubat yeni bir evreye
girer. El yazısı mektupların yerini
basılı kartlar, kişisel ifadelerin yerini
evrensel semboller almaya başlar. 20.
yüzyılda ise Sevgililer Günü, küresel
bir kültürel olaya dönüşür. Aşk, artık
yalnızca hissedilen değil; satın alınan,
paketlenen ve sunulan bir deneyim
hâline gelir. Bu dönüşüm, günün
anlamını tartışmalı kılarken aynı
zamanda onun ne kadar güçlü bir
sembol olduğunu da gösterir.
Herkes İçin Farklı Bir Anlam
Bugün 14 Şubat, herkes için aynı
duyguyu çağırmaz. Kimi için bir
kutlama, kimi için bir beklenti, kimi
içinse sessiz bir hüzündür. Aşk;
romantik ilişkilerle sınırlı olmayan,
dostlukta, bağlılıkta, hatırlamada ve
hatta kayıpta kendini gösteren çok
katmanlı bir duygudur. Sevgililer
Günü’nün gerçek gücü, belki de bu
çeşitliliği görünür kılmasında yatar.
Zamana Direnen Bir Duygu
Tarihin içinden süzülüp gelen bugün,
bize şunu hatırlatır: Aşk, zamana
direnebilen nadir duygulardandır. Kimi
zaman bir yasaya karşı çıkacak kadar
cesur, kimi zaman bir mektuba sığacak
kadar sade, kimi zaman da bir ömre
yayılacak kadar derindir. 14 Şubat, tüm
dönüşümlerine rağmen hâlâ insanın en
eski ihtiyacına işaret eder: Sevilmek ve
sevebilmek.
05






















































   5   6   7   8   9