Page 109 - SEDEF - Hz.Mevlana'dan İnciler
P. 109
!
!
Gömleğinin kokusu yayıldığı o anda, ben ne yapabilirim. Feleğin çarhı üstünü başını yırtar...
O güzel kokulu Yusuf’un gömleği, nerede ise bugün kokusunu senin gömleğinden almaktadır.
!
Bu kimdir bu, bu kimdir bu? Bu, ikinci bir Yusuf’tur, olsa olsa Hızır’dır, İlyas’dır bu, yahut da Ab-ı Hayat’tır bu.
Ruhani bir bahçedir, yahut Tanrı meclisidir bu. Isfahan sürmesidir bu, ya- hut da noksanlardan münezzeh Tanrı nurudur bu.
Canlara can katandır bu, yahut Me’va cennetidir bu, güzel sakimizdir bu, yahut da can şarabıdır bu.
Şekerkamışı dengini andırıyor, sevgilinin ağzına benziyor bu. Baştaki sevdayı andırıyor bu. O gümüş bedenliye benziyor bu, neşe, sevinç bu, kolaylıkla ferahlık bu.
Bugün sarhoşuz babacığım, bugün tövbeyi bozduk babacığım, bugün kıt- lıktan kurtulduk babacığım, bu yılın bolluğu bu.
Ey Davud nefesine sahip çalgıcı, varımı yoğumu ateşe sal; aşağı, yukarı perdelere vur, çalıp çağırma zamanı bu zaman.
Senin sarhoşunum, senin perişanın; senin buyruğuna bağlıyım. Sana kur- ban olanım, senin İshak’ınım, kurban bayramı bu.
Korkudan da kurtulduk, ümitten de; aşk nerde, utanma, arlanma nerde? Toprak başına utanmanın, arlanmanın, şandan şereften geçme çağı bu çağ.
Kırmızı, sarı güllere bak, şu fitneyi, kargaşalığı gör, denizin dibindeki tozu seyret, İmranoğlu Musa’ya ait bir şey bu.
Her cismi can ediyor, canları Tanrı’yı bilir bir hale getiriyor, adalet sahibi Süleyman ediyor onları, belki de divana ait bir hüküm bu, devlere hük- mediş bu.
Ey aşk, o saçma sapan söz söyleyişin nerde, o neşen, işretin, o güzelliğin hani? Kimse sözünü anlamıyor, bir harfinin bile anlamını kavramıyor, sanki Süryanca bu.
!109


































































































   107   108   109   110   111