Page 107 - SEDEF - Hz.Mevlana'dan İnciler
P. 107
!
!
Gönülün, sevgilinin derdiyle dopdolu olduğu gün şükrane olarak bin- lerce can feda etmek gerek...
A geçer akçe olan er, aşk yolunda, aşıklık yolunda iyilerin sillesini şük- retmeden yiyemezsin.
!
Bu kimdir bu, bu kimdir bu? Aşıkları deli divane edendir bu; nuruyla yer- yüzü gökten bile daha güzel bir hale gelmiş.
Canları kendinden geçirendir bu, yahut hazinelerin mücevheridir, yahut bahçelerin selvisi, yahut da Ruhü’l-Emin’in ta kendisidir bu.
Canın da sarhoşluğudur, cihanın da, gözün de sevgilisidir, ağzın da; ka- zancı da yıkıp dağıtandır, dükkanı da; suçlardan çekinmenin de yağması- dır, dinin de.
Güneş’le Ay onu görüp utanmıştır. İnciler saçan bir taş yüreklidir; öylesi- ne zalimdir ki demir dağlar bile her lahzada onun korkusundan dağılıp gitmededir.
Güneş’in bile onun sayesinde sermayesi çoğalmıştır. Yüzlerce Ay onun harmanında Nesr-i Tair gibi yemlenmededir.
Gel ey ebediliğin ruhu, geldi şirin yüzlü, gel ey kuşluk güneşi, gel ey tam anlayışın, tam görüşün ta kendisi.
Gel de yüzleri aydınlat, gönül tarlalarını sula, ayakkabılarını çıkar da, geç, canların başlarına otur.
Ey anlayışımız, geç kendinden; ey kulağımız, müjdeyi duy; ey aklımız, sarhoş ol; ey gözümüz, devleti seyret.
Eyyub’un gözleri açıldı, Yakub’un oğlu geldi, Güneş Ay’a eş oldu, işret meclisine otur sen de.
Keseler örmedeydim, altın hırsıyla yanıp yakılıyordum, artık yoksul gö- rünmeden vazgeçeyim. Çünkü pusuda define gördüm ben.
Ey “söyle” emrinin tek binicisi, ey aklının önünde Nefs-i Küll’ün, yenini çiğneyen bir çocuk gibi çocuklaştığı dilber.
!107


































































































   105   106   107   108   109