Page 157 - SEDEF - Hz.Mevlana'dan İnciler
P. 157
!
!
Ey can! Acaba kim olduğundan haberin var mı?
Ey gönül! Sendeki konuğun kim olduğunu biliyor musun? Ey beden! Sen her hileye bir yol arıyorsun.
Seni kendine çeken odur, seni arayanın kim olduğunu anla!
!
Gökten cana nida geldi:
“Ey Haktan gelen! Geri dön; Essala...
Can dedi ki:
“Ey seslenen sevgili! Ehlen ve sehlen, merhaba...”
Kulağım sesini duydu, istiye istiye uydum, her anda sana yüzlerce canım feda... Bir kere daha seslen ki; ‘Hel eta’ ya uçayım. Ey eşsiz misafirimiz! Canımdan durup dinlenmeyi aldın. Bilmem ki, biz seni nereye davet edip de oturtalım?...
Nida eden cevap verdi:
“Nereye mi? Candan ve yerden dışarıya. Ben bu zindandakilerin ayağın- dan, ağır bağı çözüp çıkaracağım. Göğe bir merdiven dayayacağım, o merdivenle can yükseğe çıksın. Sen ki, cana can katan bir cansın, bizim şehrimizdensin; bizden olduğun halde gönlünü garipliğe bırakmışsın. Ve- fakarlığın şartı bu mudur?”
Sana boşgezenlik tatlı gelmiş, evini barkını unutmuşsun. Babil şehrinin kokmuş ihtiyar büyücüsü hile ile seni büyülemiş. Bak, arifler o merhaleye doğru kafile kafile ve üst üste koşuyorlar; nasıl oluyor da sen bunlara ba- şını dönüp bakmıyorsun? Nasıl oluyor da onların ayağından kopan toz başına konmuyor? Bıraktıkları çamur ayağına sürünmüyor? Karvancıların karvan çıngıraklarının önden ve arkadan gelen seslerini nasıl oluyor da duymuyorsun? Sözümüzü, sohbetimizi anlıyan nice arkadaş burada kula- ğımızın dibinde oturmuş, gene nice halk burada bizim sarhoşumuz, bizim hayranımız olmuş, neşeler içinde nara atarak kulağımıza:
“Daha ne zamana kadar padişahlar dilenci olacaklar?...” diyorlar.
!157


































































































   155   156   157   158   159