Page 155 - SEDEF - Hz.Mevlana'dan İnciler
P. 155
!
!
Bir yakut dudaklı var ki, şeker satmasını bilir. Görünmiyen alemden bade içmesini bilir.
Onun adını söylerim ama buna izin vermezler. Ancak ben susmasını bi- len canların kuluyum.
!
Ey bizim esip duran rüzgarımız! Güllere bizim haberimizi götür de ki:
“Ey Gül! Gül bahçesinden ayrı düşünce çimenler içine kaç. Ey Gül! Sen şeker ehlinden misin? Yoksa şekerden daha güzel misin? Evet şeker hoş- tur, gül de hoştur ama vefa huyu bunun her ikisinden daha hoştur. Onun için yüzünü şekerin yüzüne koy, şekerden kendin tat al, sen de şekere koku ver. Cevir, cefa acılığından şeker devletine kaç: Böyle yaptın mı? Şimdi sen gülbeşeker oldun; gönülün gıdası ve görünüşün nuru oldun; senden faydalanırım, bir kısım dertlere devasın...”
Gül bahçesinden maksadımız, şahın lütfudur ve bizim varlığımızdır. Ey bizim varlığımız! Sen demire benzersin. Ey Şahın lütfu! Sen de demiri çeken mıknatıssın.
Alemi sel kaplasa, dalgalar yükselip develer gibi yuvarlansa, havada uçan kuşlar elem çeker ama suda yüzen kuşlar için ne tasa var?
Tufan denizi, balıkların nasıl canına can katarsa biz de onun gibi denizin dalgalarına alışmış ve bu nimete şükürden yüzümüzü de ağartmışız...
Ey şeyh! Denize gireceğiz, bize peştamal ver. Ey su! Bizi kendine daldır. Ey İmranın oğlu Musa! Gel, denizin suyuna asanı vur...
Bu şarap her başta bir başka sevda kaynatır. O sakinin sevdası benim ol- sun, ondan başka ne varsa hepsi sizin...
Mest olanların sakisi, dün sarhoşların başından külahını kaptı; bugün de sırtımızdan kaftanı soymak için dolu dolu içki veriyor...
Alemi bir Tur Dağı say, siz de Musa gibi onu isteyiniz, her an Hakkın gö- rünüşü geliyor ve dağı yarıyor. Alemin bir parçası zümrütler gibi yeşillik- ler oluyor, bir parçası, nergisler gibi çiçeklerle donanıyor, bir parçası inci- ler doluyor, bir parçası yakutlar, kehrubalar oluyor...
!155


































































































   153   154   155   156   157