Page 169 - SEDEF - Hz.Mevlana'dan İnciler
P. 169
!
A Sevgili! Meğer benim gönlümün taptığı güzel sen imişsin! Şimdi yü- züne baktığım dilber, benim canım mı yoksa?
Benden yüz çevirirsen, dinimden dönerim sonra. Ey cihanın canı! Benim küfrüm de, imanım da sensin.
!
Bir dibi, kıyısı bulunmaz denizsin, iki alem de bir katrendir; iki alem de bir parçacık altın kesintindir, sense yüzlerce altın madenisin.
Beni, sarhoş bir halde çakmağına çeken sensin, ben aydın canmışım, ya- hut bedenmişim, haberim bile yok, ne işim var bunlarla benim?
Sen benim göğümsün, bense bu hayranlıkla yeryüzüyüm adeta: andan ana zamandan zamana gönlümden neler bitirmedesin, neler.
Gönlüne ne ektin, ne bilsin yeryüzü, senden gebedir, yükünü sen bilirsin ancak.
Sensin şarap, sensin mahmurluk, sarhoşluk, sensin düşman, sensin dost. Bu düşmana binlerce kutlu can feda olsun...
Ey gönül gibi hem benimle olan, hem de benden gizlenen...
Esenlik sana...
Sen Kabe’sin, nereye gidersem gideyim, sana yönelirim, sana varmak is- terim ben.
Nerde olursan ol, her yerde hazır nazırsın, uzaktan bize bakar durursun; adını andım mı gece bile olsa ev aydınlanır.
Gah alıştırılmış doğan gibi elinin üstünde kanat çırparım, gah serçe gibi kanadımı çırparak daima konmaya gelirim.
Beden bakımından uzaksın ama gönlümde gönlüne açılmış bir pencere var; o pencereden ay gibi sana haber gönderir dururum.
Ey bizden uzak Güneş, ışığını bize yolluyorsun; ey senden ayrılan her ki- şinin canı, canımı sana kul köle etmedeyim.
Kulakta da sen varsın, akılda da, gönülde de, fakat bunlar da ne oluyor ki? Sen, bensin, seni böylece tüm olarak övmedeyim, anlatmadayım...!
!169

