Page 32 - Yürüyüş Dergisi 563. Sayısı
P. 32

aklımız
             dİyalektİk              DEVRİMCİLİK AKIL TAMİRCİLİĞİDİR
         materyalİzmdİr

                4+3                                             ALIŞKANLIK, KOLUMUZA TAKILMIŞ
                                 EMEĞİN DEĞERİ NEYE
                                                                    PRANGADIR, SÖKÜP ATALIM!
                                  GÖRE BELİRLENİR?
                                                                  Burjuvazi, bizi alışkanlıklar hapishanesine koya-
                                  "Emek, zenginler için hari-   rak, alışkanlıklarımızı bozmadan mevcut düzeni sür-
               kalar yaratır ama işçi için yoksulluk üretir.    dürmemiz için uyutuyor. Alışkanlıklarımız bizi itaat
               Saraylar yapar ama işçi için inler üretir. Güzellik  etmeye zorluyor. Her bir alışkanlık ağır bir prangaya
               yapar ama işçi için solup sararma üretir. Makine  dönüşüyor.
               durumuna indirgeyerek barbarlık içine düşür-       Alışkanlıkların kölesi olmamız isteniyor.
               düğü işçiyi fizik ve törel bakımından alçaltır,
                                                                  Alışkanlıklardan dolayı dünya artık insanları
               zihin alanını genişletirken alıklığı ve budalalığı
                                                                şaşırtmıyor... Düzenin pisliklerine karşı duyulan öfke
               işçinin yazgısı durumuna getirir." diyor akıl
                                                                törpüleniyor. Sınıf kini yerine, düzene duyulan hay-
               tamircisi Marx.
                                                                ranlık büyüyor.
                  Kapitalist düzende kendi emeğimizle yoksul-
                                                                  Gerilla Bilanço Çıkarıyor kitabındaki bir hikaye,
               laştırılıyor, aç bırakılıyoruz.
                                                                bu alışkanlıkların nasıl insanı köleleştirdiğini çok
                  İnsanın gerçek değeri, neye-nelere sahip
                                                                güzel anlatıyor:
               olduğuna bakılarak ölçülüyor. Emekçilik
                                                                  “Santiago Araştırma Enstitüsü’nün direktörü, taş-
               zenginlik getirmiyor.
                                                                radan gelmekte olan annesini karşılıyor.  Yeni
                  Sosyalizmde emek en yüce değerdir.
                                                                Peugeot’su ile annesini havaalanından alınca, annesi
               Kapitalizmde ise emekçilik, aşağılanmayı geti-
                                                                soruyor:
               rir. Çünkü en emekçi kesim en yoksul kesimdir.
                                                                  “Bu güzel arabayı nereden aldın?”
               Emeği sömürülenlerin başı ezilmelidir ki ayağa
                                                                  - “Enstitü ödedi, diktatörlüğü yıkmak için arabaya
               kalkmasın, hesap sorulmasın.
      Sayı: 4                                                   ihtiyacım var.”
                  Burjuvazi bize, ihtiyacı olduğu kadar bilgi
      Yürüyüş                                                     Villalarla dolu bir bölgedeki oğlunun evine yakla-
               verir. Makinelerini kullanabileceğimiz kadar
      05 Mart                                                   şınca anne soruyor:
      2017     yabancı dil öğretir, temizliklerini yapabileceği-
               miz kadar el becerisi geliştirir... Kendi kadro-   - “Bu güzel evi nereden aldın?”
                                                                  Oğlu cevap veriyor:
               larını yaratmak için bizi eğitir. Ve lütufta bulu-
                                                                  - “Enstitü ödedi, diktatörlüğü yıkmak için yaptı-
               nuyormuşçasına yaparken bunu, aslında emeği-
               mizi sömürür.                                    ğım araştırmamda bu eve ihtiyacım var.”
                  Sömürü, "Bir kimseden veya bir şeyden hak-      Yemek odasına giriyorlar ve anne deniz ürünleri,
               sız ve sürekli çıkarlar sağlamak"tır. Yani birinin  tavuk, salatalar ve iyi bir kadeh şarapla donatılmış
               yediği ötekinin baktığı bir düzendir sömürünün   sofrayı görünce şaşırıyor:
               olduğu bu düzen.                                   - “Pekala bu yemeğe nasıl ulaştın?” Cevap:
                  Emeğimizi ve aklımızı çalan bu düzene karşı   “Enstitü ödedi, diktatörlüğü yıkmak için bu yemeğe
               savaşmak bir onurdur, görevdir.                  ihtiyacım var.” Bunun üzerine anne kafasını kaşıyor
                  Emeği veren biz yiyen onlarsa eğer; bu alçak  ve şu nasihati veriyor:
               düzenden alacaklarımızı almak için örgütlenme-     - “Dikkat et ki, kimse diktatörlüğü yıkmasın,
               liyiz.                                           yoksa sen bütün bunları kaybedersin!”
                  Sınıf kardeşlerimizle birleşmeli, emekçiler     Kıssadan Hisse:  Alışkanlık anahtarı kaybolmuş
               olarak dünyayı sadece bizim yeniden yaratabile-  bir kelepçedir. Alışkanlık bırakılmazsa ihtiyaç haline
               ceğimizi görmeliyiz.                             gelir.
                                                                  Uzun yıllar sürecinde oluşmuş düşünce ve alış-
                                                                kanlıkların dar çemberi içinde sıkışıp kalmış, bu
                     Alışkanlıkların zincirleri, önce           çemberlerin dışına çıkamayıp, kurulu makine gibi
                                                                düşünen bir varlık olmayı reddetmeli; sorgulayan,
               duyulmayacak kadar hafif, sonra
                                                                soru soran, şaşırma duygusunu kaybetmemiş, pran-
               kırılamayacak kadar güçlü olurlar.               gaları söküp atabilen insanlar olmalıyız.
                                     Benjamin Disraelli           Bizi düzene bağlayan her türlü bağı söküp atmalı-
                                                                yız. İktidar iddiamıza sahip çıkmalıyız.


       32                               Şimdi Silahları Gömmenin Değil
   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37