Page 36 - Yürüyüş Dergisi 40. Sayısı...
P. 36

aklımız
             dİyalektİk              DEVRİMCİLİK AKIL TAMİRCİLİĞİDİR
         materyalİzmdİr

                4+3
                                YOLDAŞLIK, ZAFER UĞRUNA BİRLİKTE EL ELE ÖLÜME YÜRÜYEBİLMEKTİR!

                                   Aynı karından doğmadık ama bizden  “06.30” dedi. 22 Haziran sabahı direnişin iradesine bir kez
                               öte kardeş yoktur! Sınıf kardeşliğinin,  daha tanık olunacaktı. 05.30’da kalktılar. Üçü plastik masanın
              ideolojik birliğin ötesinde bir bağ yoktur. Annenin çocuğuna,  etrafına toplandı. Yoldaşına döndü, “250 gündür yanımızdasın,
              kardeşin kardeşe düşman edildiği bu düzende çıkarsız bir  tanıksın, bizi yoldaşlarımıza olduğumuz gibi anlat. Anlat ki
              ilişki kalmamıştır. Yoldaşlık ise yoldaşının kalbini kendi kalbin  arkadaşlar dersler çıkarsınlar.” dedi.
              bilmektir. Hüseyin Çukurluöz ve Bekir Baturu (*) gibi birlikte  Bekir ile eylemlerini nasıl yapacaklarını konuştular. Hapishane
              el ele korkusuzca halkı ve vatanı için kendini feda edebilmektir.  idaresinin müdahale etmemesi için ilk on dakika alevin içinde
              İki yoldaşın son anlarını başka bir yoldaşları anlatıyor:  sessizce kalacaklar, sonra sloganlarını atacaklardı.
                 “Uzandı, sessizce yattı. Kafasında günlerdir, belki de  “Burada, bu hücrenin içinde yapacağız” dedi, Hüseyin.
              aylardır değerlendirdiği düşünceler olgunlaşmış, “vaktin gel-  “Bu hücrede bitireceğiz. Buradan ölümüz çıkacak...”
              diğine” karar vermişti. Bekir’in durumu da kötüleşiyor, zorla  Kararının netliğiyle “tamam” demekle yetindi Bekir.
              müdahale için cehennem zebanilerinin hastaneye kaldırıp di-
                                                                    Bedenlerini tutuşturmak için gerekli tüm malzemeler ha-
              renişini kırmak için kollarına zorla serum bağlamaları an me-  zırlandı. Gülerek yoldaşına baktı Hüseyin. Bekir sabırsızca
              selesiydi. “Gece yapacağız” dedi kendi kendine. Kalkıp ölüm
                                                                 “başlayalım” dedi. Hüseyin, “acele etmeyelim, saatimizi bek-
              orucunda olmayan yoldaşını yanına çağırdı.
                                                                 leyelim” diye cevapladı onu. Savaş alanında düşman taarruzunu
                 “Bir kağıt, bir kalem al gel yanıma otur.”
                                                                 püskürtmek için en uygun anı bekleyen komutan gibiydi
                 Kağıdı kalemi alıp yanına oturdu. Sincan’daki, 1996 Ölüm
                                                                 Hüseyin. “Sessiz yapacağız bu işi.” diye tekrarladı.
              Orucu Gazisi olan yoldaşlarına tek tek neleri vereceğinin  Battaniyeyi alt katta köşeye serdiler, üzerine nevresimleri
              listesini çıkardı. “Şu montu da 11. ekipte ‘96 gazilerinden biri
                                                                 koyarak oturdular. Gözleriyle sevdiler birbirlerini son kez,
              çıkarsa ona verirsin. Bunda el emeğim çok. Alıp kışın giysin.”
                                                                 zaferi biz kazanacağız diye sessizce haykırdılar, bakışlarıyla
              dedi.                                              dokundular birbirlerinin yüreklerinin en derin yerine. Hüseyin
                 Soğukkanlıydı ama coşkulu. Yeniden ranzanın üzerine çıktı
                                                                 kızıl bantını taktı alnına. Bekir arandı, bir an bulamadı. Bandı
              ve oturdu. Yoldaşına, “sen yat dinlen biraz, ben uyumayacağım”
      Sayı: 40
                                                                 alnındaydı, heyecandan fark etmemişti. Kızılyıldızını eliyle
      Yürüyüş  demeyi de ihmal etmemişti. Gözlerini küçük hücrenin dört bir
                                                                 okşayıp düzeltti. Bekir’in çoktandır cebinde taşıdığı kırmızı
              yanında gezdirdi, birkaç saniyesini bile almamıştı üç adımlık
      12 Kasım
                                                                 bir beze işlenmiş Cephe yıldızı vardı. Nereye yerleştireceğine
              hücrenin her karesini dolaşması.  “Yıkacağız seni”  diye
      2017
                                                                 karar veremeyince Hüseyin elinden alıp kalbinin üzerine yer-
              mırıldandı. Hüseyin’in mırıldanmasını duyan Bekir, yanına
                                                                 leştirdi. “Buraya yakışır” diye onayladı Bekir. Geride kalan
              geldi ve sabaha karşı yapacakları eylemi konuşmaya başladılar.
                                                                 yoldaşlarını kucakladılar. Sonra birbirleriyle kucaklaştılar.
              Bu arada diğer yoldaşı da konuşmalarını duyup yanlarına
              geldi. Şekerli su istediler. Plastik bardakta gelen şekerli suyu  İlk önce daire şeklindeki öbeği tutuşturdular. Hüseyin
              Bekir’e uzatırken, “Haydi iç, bu son içeceğin olacak” dedi.  Bekir’in elinden tuttu. El ele yürüdüler ateş çemberinin ortasındaki
              Sonra diğer yoldaşına dönerek konuşmaya başladı Hüseyin:   yoldan. İçlerine çektiler ateşi. Ateş bağrına bastı iki yiğidi.
                 “Bu gece çok düşündüm, eylemi bugün yapacağız... Partiye  Öbeğin ortasındaki boşluğa oturdu Bekir. Hüseyin yanına diz
              yazmak isterdim. Sen söylersin, zamanım yok buna. Partiye  kırdı. Bir yılan başı gibi raks eden alevleri tutup tutup bedenlerine
              selamlarımı söyle. Özellikle ‘96 Gazilerinin tümüne özel  sürüyorlardı. Elyafların en korlaşmış yerinden avuçlayıp göğüs
              selamımı söyle. Bu bizim için de bir nokta, senin için de bir  kafesine dolduruyordu Bekir. Üzerindeki eşofman tutuşup etine
              nokta olmalı. Ölümün gölgesinde mutluluk olmaz. Mutluluk  yapıştı. Bu dayanılmaz acı karşısında sesleri çıkmıyordu, sadece
              ölümü alt ederken yakalanır. İnanç ve iradeyi asla elden bı-  yüz hatlarında o büyük acının kaçınılmaz gerginliği oluşuyordu.
              rakmayacaksın. İnanç ve irade her şeye galip gelir. Tüm yol-  ‘Saatleri gelmemişti’ sloganlarını haykırmanın.
              daşlara selamımı söylersin. Şuradaki sigaraları bizim tüm  Hüseyin, Bekir’in elinden tutarak ayağa kaldırdı. Yan yana
              hücrelere birer paket dağıtırsın....”              dimdik, el ele durdular. Hüseyin sağ kolunu kaldırıp zafer
                 Sonra Bekir’e döndü.                            işareti yaptı. Bir anda alevler içinde kaldılar. Zafer işaretiyle
                 “Bugün büyük ihtimalle durumunu fark edecekler. Buna  birlikte alevleri de şaha kalktı. İlk slogan Hüseyin’den duyuldu:
              müsaade edemeyiz. Bu durumda ne yapılır?”          “Yaşasın feda eylemimiz”, “Yaşasın ölüm orucu direnişimiz”...
                 “Feda.” dedi Bekir.                                Çakmağı 06:26’da çakmışlardı. Saatler 06:37’yi gösterirken,
                 “Evet Feda, bugün birazdan feda eylemi yapacağız. Benim  önce Hüseyin’in hafif bir inleme sesi duyuldu. Sonra Bekir’in...
              kararım net. Son kez soruyorum, hazır mısın, yapamıyorum  Eridiler ateşte...
              diyorsan açıkça söyle.”                               (*) Hüseyin Çukurluöz ve Bekir Baturu, F Tiplerinde, tecrit zulmüne
                 “Hazırım ben. Seninle her şeye varım. Bu gece sabaha  karşı 10. Ölüm Orucu Ekibi’nde yer alan iki Cepheli direnişçiydi. 22
              kadar düşündüm. Hazırım.”                          Haziran 2004 günü, ölüm oruçlarının 249. günündeyken tecrit, sansür ve
                 “İyi şimdi şekerli suyunu iç, uyu, ben kaldırırım seni.”  zorla müdahaleyi protesto ederek bedenlerini tutuşturdular. Bedenlerini
                                                                 tutuşturan tutsaklardan Hüseyin Çukurluöz aynı gün, Bekir Baturu ise 23
                 Bekir uyudu. Hüseyin, “ne zaman” diye soran yoldaşına
                                                                 Haziran’da şehit düştüler.

       3 36
                                                      HALKIZ BİZ
   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41