Page 10 - Yürüyüş Dergisi 32. Sayısı
P. 10

Biz diyoruz ki;               TARİHİMİZ BOYUNCA HİÇ BEKLEMEDİK


                                                   HER ANIMIZ FAŞİZME KARŞI DİRENİŞLE DOLUDUR


                  Biz diyoruz ki; Denizler idam edilecekti, devrimin prestijiydi, Mahirler beklemedi. Özgürlük eylemini
              hızlandırdılar. Özgürlüklerini kazanır kazanmaz, sıkıyönetim altında, cunta koşullarında aranıyorken, kalacak yerleri
              bile yokken İngiliz teknisyenlerini kaçırıp Kızıldere'ye vardılar. Ve tarihimizin ana rahmini yarattılar. O günden bu
              yana Kızıldere'de doğuyor Anadolu'nun devrimcileri.
                 Biz diyoruz ki; 1974 sonrası eski tüfekler ML'yi tasfiye etmeye çalışırken, Mahir'in yoldaşlarını daha
              büyümeden yok etmeye çalışırken biz durmadık. Kocamustafapaşa'da tarihimizin ilk sokak çatışmasını yaptık.
              Durmadık koptuk DY'den. Durmadık FTKSM'ler ile devrimci şiddeti örgütledik, adaleti sağladık. Durmadık,
              dağlarımıza çıktık, karakol bastık. İlk gerilla eylemini yaptık.
                 Biz diyoruz ki; 1980 cuntası geldi. Beklemedik, durmadık. Direndik. “Cunta 45 Milyon Halkı  Teslim
              Alamaz” dedik. Gücümüz neyse, ne kadarsak o kadar. Ama direndik. Dışarıda kalmadık, içeride direndik bu kez.
              Odak yaptık hapishaneleri ve o odakta boğduk düşmanın politakalarını.
                 Biz diyoruz ki; 12 Temmuz'da bitmedik. “Bize Ölüm Yok” deyip yeniden doğduk. Beklemedik, hesap sorduk,
              ders çıkardık ve yolumuza devam ettik. Beklemedik, öğrenmenin önüne kendimiz set çekmedik. “Yoldaşlar Bizi
              Aşın” dedi şehitlerimiz. Öğrendik ve aştık.

                 Biz diyoruz ki; 1990'larda karşı devrim rüzgarları sert sert estiğinde, durup sığınacak bir limana çekilmedik.
              Orak-çekiçli yıldızı dalgalandırdık. Sabolar destan yarattılar. Sosyalizme inandık, doğruyduk ve yürüdük yolumuzda.
              Beklemedik. Beklemeyeceğiz. Her anımız, faşizme karşı direnişlerle dolu olacak.
                 Biz diyoruz ki; içimizdeki düşman durdurmak istedi, beklemedik. Bu hareketi atomlarına kadar parçalayıp
              yeniden yaratırım dedi Dayı’mız. İnandık ona, yarattık. Beklemedik, ölmedik, yaşadık ve ilerledik. Partiyi kurduk.
                 Biz diyoruz ki; 1996'da yeniden saldırılarla durdurmak istedi düşman. 12 şehitle kurduk geleceğe köprüyü.
              Beklemedik. Siyasi olarak yaşamak için bedelini ödeyip yürüdük. Şimdi de durum aynıdır. Kendi yarattığımız,
              direniş geleneğimizle, bedel ödeyerek ideolojimizden, iktidar iddiamızdan bir gram sapmadan, yürümeye devam
              ediyoruz.

                 Biz diyoruz ki; 19-22 Aralık 2000’de savaşa gider gibi  binlerce özel-tim katiliyle, binlerce çeşit silahla-
              bombayla  dört duvar arasında saldırdı düşman. Ya düşüncemiz değişecek ya da ölecektik. Beklemek düşüncelerimizi
              teslim etmekti. Etmedik, beklemedik, yürüdük. Tam 122 kere öldük.
                 Biz diyoruz ki; 2003 yılı ekim ayından 2007 Ocak ayına kadar TAYAD’lı Aileleler dört mevsim yaz-kış, gece-
              gündüz tam tamına 3 yıl, 4 ay, 2 hafta, bir gün, toplam 1230 gün süren bir irade savaşı verdi. TAYAD’lı aileler, önce
              evlatlarını sahiplenen sonra da evlatlarının davalarını sahiplenen direniş sırasında bir hafta boyunca, günde en az
              dört beş kez saldırıya uğradı. Gözaltılar, işkenceler, kırılan kemikler, Ankara’nın ayazı, baskı ve zulüm kar etmedi.
              Meşruluk bilinci mücadelede sınır tanımıyor. Kararlılık ve inancın peşinden gitmek, BEKLEMEMEK!
                 Biz diyoruz ki; yıl 2015. Katledilen Günay Özarslan'ın cenazesini vermek istemeyen katil polislerle çatışan
              Cepheliler her anını eyleme dönüştürdükleri direnişle Cephe geleneklerine yeni bir halka daha eklediler. Beklemek
              ölümdür düşüncesi ile katledilen şehitlerini almak isteyen Cephelilerle katil polisler arasında 4 gün 80 saat boyunca
              süren bir direniş tarihe yazıldı. Emperyalizmin yeni sömürgesi bir ülkede, faşizmin en vahşi şekilde katliamlara giriştiği
              böyle bir ülkede cenazemizi almak, cenazemizi geleneklerimize göre defnedebilmek bile direnişsiz mümkün değildir.
                 Biz diyoruz ki; düşman, gerillamızı imha etti. Beklemedik. Kemal amca ile açlığa yattık ve 165 parça
              kemiğimizi aldık düşmandan. Yoldaşlarımızın kemiklerini almayalım, ödenen bedelleri unutalım, yoldaşlarımızı
              mezarsız bırakalım, susalım, bekleyelim ve unutalım istedi düşman. Beklemedik. 70 yaşında direndik ve yoldaşlarımızı
              mezarsız, halkımızı geleceksiz bırakmadık.
                 Biz diyoruz ki; en zor koşullarda savaştık. Olanaksızlıklar içinde bir yolunu bulup, bulamadığımız yerde o
              yolu yapıp ABD'yi de,  Türkiye faşizmini de şaşkına çeviren, siyasi niteliği yüksek eylemler yaptık. Savaştık.
              Direndik. Emperyalizm hangi şekilde karşımıza çıkarsa çıksın, direneceğiz, direnmek ve savaşmak dışında bir
              seçenek yoktur.  Tercihimiz bellidir; çünkü tarihimiz bellidir. Direnen ama teslim olmayan, iktidar hedefinden
              vazgeçmeyen bir tarihtir bu.
                 Biz diyoruz ki; beklemek, sessiz kalmak ölümdür. Devrimciler asla durmaz, beklemezler. Bilirler devrimciler,
              beklemek ölümdür. İki kişi sedyeyi taşır, bir kişi sedyede dinlenir. Dinlenen kalkar, bu kez diğer taşıyıcı yatar
              sedyeye. Ve yürümeye devam ederler. Biz devrimciyiz. Çaresizliği kabul etmeyiz. Gerekirse her şeyi yıkar, yeniden
              yaparız. Beklemek siyasi  ölümdür. Kendinizin katili olmayın. Sessiz kalarak intihar etmeyin. Kendi yaşamınızı
              savunmak için tarihi ve GERÇEKLERİ ÖĞRENİN.
       10
   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15