Page 88 - Hz. Mehdi Hakkında Bilgiler
P. 88

HZ. MEHDİ (A.S.) HAKKINDA BİLGİLER


               hadsiz şükür ediyorum ki, beni kendime beğendirmemesin-
               den, ben öyle şahsî ve haddimden hadsiz derece fazla maka-
               mata gözümü dikmem ve Nurdaki ihlası bozmamak için, uhr-

               evî makamat dahi bana verilse, bırakmaya kendimi mecbur bi-
               liyorum" dedim. O ehl-i vukuf sustu. (Emirdağ Lahikası-1, ss.
               231-233)
        HZ. MEHDİ (A.S.) BİR ŞAHIS OLARAK ZUHUR EDECEKTİR


                                              10.



                   Aziz, sıddık kardeşlerim, Evvelâ: Nurun fevkalâde has
               şakirtleri, Sikke-i Gaybiye müştemilâtıyla, o evliya-yı meşhûre-
               den, kırk günde bir defa ekmek yiyip kırk gün yemeyen

               Osman-ı Hâlidî'nin sarih ihbarı ve evlâtlarına vasiyetiyle ve
               Isparta'nın meşhur ehl-i kalb âlimlerinden Topal Şükrü'nün za-
               hir haber vermesiyle çok ehemmiyetli bir hakikatı dâvâ edip,
               fakat iki iltibas içinde, bu biçare, ehemmiyetsiz kardeşleri
               Said'e bin derece ziyade hisse vermişler. On seneden beri kana-

               atlerini tâdile çalıştığım halde, o bahadır kardeşler kanaatlerin-
               de ileri gidiyorlar. Evet, onlar, On Sekizinci Mektuptaki iki
               ehl-i kalb çobanın macerası gibi, hak bir hakikati görmüşler;
               fakat tabire muhtaçtır. O hakikat de şudur:
                   ÜMMETİN BEKLEDİĞİ, AHİR ZAMANDA GELECEK

               ZATIN (40. TEKRAR) ÜÇ VAZİFESİNDEN EN MÜHİMMİ
               VE EN BÜYÜĞÜ VE EN KIYMETDARI OLAN İMAN-I
               TAHKİKİYİ NEŞR VE EHL-İ İMANI DALALETTEN KUR-
               TARMAK CİHETİYLE, o en ehemmiyetli vazifeyi aynen bite-

               mâmihâ Risâle-i Nur'da görmüşler. İmam-ı Ali ve Gavs-ı âzam
               ve Osman-ı Hâlidî gibi zatlar, bu nokta içindir ki, o gelecek za-
               tın makamını Risâle-i Nur'un şahs-ı mânevîsinde keşfen gör-
               müşler gibi işaret etmişler. Bazan da o şahs-ı mânevîyi bir hâ-




                                              86
   83   84   85   86   87   88   89   90   91   92   93