Page 138 - Vücut Elektriği Mucizesi
P. 138

136





                          Beyindeki Modüler Sistem

                 İnsan beyni birçok parçadan oluşmuştur. Her birinin özel fonksiyonu
              vardır; biri sesleri konuşmaya çevirir, biri renkleri bir manzara olarak bira-
              raya getirir, biri kokuyu kaydeder, biri tanıdık bir yüzü anımsar ya da balığı
              meyveden ayırt eder. Ancak beyindeki parçaların fonksiyonları sabit değildir
              ve tüm bu parçalar aynı zamanda birbirlerine bağımlı çalışmaktadır. Beyin
              yarım kürelerinin ayrılması konusunda ilk araştırmayı yapan Psikolog Roger
              Sperr, bu çalışmasıyla Nobel ödülü kazanmıştır. Sperry, beynin “homojen
              bir kara kutu değil, modüler bir sistem” olduğunu gösterdi. Günlük hayatta
                                                               1
              modüler sistemin önemi, takılıp sökülebilen, ihtiyaca göre kullanım alanı de-
              ğiştirilebilen, kullanıcının isteklerine göre şekillendirilebilen bir sistem olma-
              sından ileri gelmektedir. Ayrıca modüler sisteme göre tasarlanan malzeme-
              ler, hem kullanım, hem de geliştirme açısından son derece esnektir. Beynin
              de sabit bir yapıda olmayıp şartlara göre değişen, gelişime açık yapısı bilim
              adamlarını hayranlık içinde bırakan bir özelliktir.
                 1- Rita Carter, Mapping the Mind, University of California Press, Şubat 1999, s. 43.
                 Beynin yarı küreleri arasındaki iş bölümü nedeniyle bir taraftan diğer tarafa bilgi ak-
                 tarımının sağlanması hayati bir önem taşır. İki yarı küre arasındaki karşılıklı bilgi akışı 80
                 milyon kadar aksondan meydana gelen devasa bir köprü ile sağlanır. Eğer bu bağlantı
                 sağlanmamış olsaydı, beynin içinde bir kaos ortamı yaşanırdı. Sadece aktarımın sağlan-
                 ması değil, aynı zamanda bilgi paylaşımının da hassas bir zamanlamayla yapılması gerek-
                 lidir. Bu da saniyenin 60.000’de biri kadarlık sürede eş zamanlılığın yakalanmasını gerek-
                 tirir. Örneğin görme duyusunda bu eş zamanlılık sağlanamasaydı, bir gözün gördüğü şey
                 diğer gözün gördüğü şeyle uyumsuz olur, görüntü çiftleşmesi meydana gelirdi. İşitme
                 duyusunda, eş zamanlılık olmadığında ise, sadece belirsiz yankılar duyulurdu.






                                               Koku  Dokunma

                                                             Hareket
                               Görme    İşitme      Uyuma


                                                            Konuşma


                                          Denge
                                                           Tat alma



                       Beyin
                       sapı
                            Omurilik               Epifiz bezi
   133   134   135   136   137   138   139   140   141   142   143