Page 40 - MAKSİMUM BİZ | SAYI 05 | İLKBAHAR 2008
P. 40
seyyah›n seyir defteri
bir sonraki gün için dinlendiriyoruz.
Costa Del Sol
Güneflli bir gün daha bafll›yor ‹spanya’da.
Malaga’da bir de gündüz gözüyle araba-
m›z ile geziyoruz ve otobana ç›k›yoruz. Al-
meria’dan Cebelitar›k’a kadar olan sahil
fleridi Costa del Sol-Günefl K›y›s›-olarak
adland›r›l›yor. Günlük plan›m›z bu sahil
fleridinde ilerleyerek Cadiz’e varmak. Ar-
d›ndan Sevilla’ya ulaflmak. Sevilla’da ‹l-
ker ile Tuba’y› havaalan›ndan alaca¤›z.
Otobanda bir benzin istasyonundaki kafe-
de kahvalt› etme karar› al›yoruz. Dilek, bir
tost ve filtre kahve, ben ise tavuklu sand-
viç ile portakal suyunu seçiyoruz. Dilek,
masaya geçiyor ve ben, kasiyer k›z ile ile-
tiflememe görevini görüyorum. ‹ngilizce
anlaflam›yoruz. Bildi¤im birkaç ‹spanyol-
ca kelimenin içinde tost,
kahve, istemek gibi söz-
cükler olmas› beni ra-
hatlat›yor. Ancak ileti-
flim s›f›r. En son elimle
gösteriyorum ve anl›yor.
Ancak en sonunda ma-
sadan, peynirli sandviç
yemifl olarak kalk›yoruz.
Dilek Nescafe içiyor, ben
ise portakal suyunda
baflar›l›y›m.
Cebelitar›k’a varmadan
evvel baflka bir benzinci-
de bu dünyadan olan ka-
siyer ile anlaflarak nefleli
içecekler al›yoruz. S›cak baflka
türlü çekilmiyor.
Cebelitar›k (La Linea de La Concepcion)
‹spanya’n›n güneyinde bile ‹ngiliz topra¤›
var. ‹ngiltere vizemiz olmad›¤› için Cebeli-
tar›k kayas›na uzaktan bak›yoruz. Günefl,
bulutlar›n arkas›nda, müthifl bir nem ya-
ratm›fl. ‹spanyol flehri La Linea De La Con-
cepcion, tam bir liman flehri. Di¤er flehir-
lere göre daha az temiz. Sahilde dinlen-
mekte olan mart›larla sohbet etmeye çal›-
fl›yoruz ancak baflar›l› de¤iliz. ‹yisi mi sa-
hil bize kals›n diyerek uçuyorum mart›lar›.
Birkaç› küfür eder gibi ses ç›kararak bir-
kaç metre ileri konuyorlar. Hava bo¤ucu.
Cebelitar›k’a bir selam veriyoruz ve Avru-
pa K›tas›n›n en güney ucuna do¤ru ilerli-
yoruz. Modern zaman de¤irmenleri yolda
bizi karfl›l›yor ancak bunlar içimdeki Don
Kiflot ruhunu uyand›ram›yor. ‹spanya’n›n
sörf cenneti Tarifa’ya girmiyoruz ve her
zamanki güzel yollarda mavi okyanusun
38
kucaklad›¤› sar› kumlar boyunca ilerleye-
rek Cadiz’e var›yoruz.
Cad›z
Finikeliler taraf›ndan M.Ö. 1100 y›l›nda ku-
ruldu¤unda Cadiz, Avrupa’n›n ilk kenti ol-
mufl. Kente yeni flehir taraf›ndan giriyoruz
ve tipik bir Akdeniz flehri oldu¤unu görü-
yoruz. Uzun bulvarlarla sa¤lanan trafik
yo¤un de¤il. Tarihi kap›dan geçerek eski
flehir bölümüne girdi¤imizde ise Atlantik
rüzgârlar› ile çekicili¤i artan ve bize dün-
yan›n sonuymufl hissini veren bir flehir ile
tan›fl›yoruz. Yürüyerek Katedral ve çevre-
sini geziyor, birkaç kartpostal al›yoruz.
Rüzgâr ferahlat›c›. Yine siesta zaman› ge-
liyor ve sokaklar boflal›yor. Bir apartman
giriflinin karolar›, bir kap›daki ince demir
iflçili¤i, dar bir sokak ile hayata ba¤lanan
dört bir yan› duvarla çevrili meydanlardaki
flirin lokantalar, içtenlikle gülümseyen ve
selam veren küçük çocuk bizi Cadiz’e ba¤-
l›yor. Bir buçuk saatlik yürüyüfl sonunda
yorgunluk yerine sonsuz bir keyif var. Es-
naf lokantas› görünümlü bir restoranda
yemek yiyoruz. ‹spanya’da paella (bir
çeflit pilav) yemeden olmuyor. Bir de tor-
tilla. (annelerimizin yumurtal› patatesi)
So¤uk pembe flarap ve esnaf salatas› ile
keyfimize keyif kat›yoruz.
‹spanya’da bir gün daha geçiyor.
Murat Yüksel
Kurumsal Sigortac›l›k
Müdürlü¤ü

