Page 21 - BODRUMDergi | ŞUBAT 2026 | SAYI:18
P. 21

istediğini sormasını isterim. Eğer yanıtı
‘ünlü veya zengin’ olmaksa hemen
vazgeçmesini tavsiye ederim. Çünkü
yazmak, yani hikâye anlatmak sizin
için bir tutku değilse hem size hem
de okura yazık olur. Sonra, bizim gibi
kitap okuma oranı çok düşük olan
kültürlerde zaten yazarın ünlü ve
zengin olması olası değildir. Nobelli
bile olsanız, ancak küçük bir grup
tarafından okunursunuz, -üstelik
okumadan hakkınızda ileri-geri
konuşan milyonlar olabilir- bu da
hiçbir işe yaramaz. Ama eğer anlatacak
hikâyeleriniz varsa ve sırtınıza bıçak
dayanmış gibi zorunlu, susuz kalmış da
su içermiş gibi kana kana bir dürtüyle
yazmak zorunda hissediyorsanız ve
bunların başka insanların hayatına
dokunacağını biliyorsanız yazın. Kimin
ne diyeceğine, kaç yayınevinden
reddedileceğinize bakmadan direnerek
kadın yazarsanız erkek yayıncı,
erkek editör, erkek eleştirmenler ne
der diye düşünmeden yazın ve asla
vazgeçmeyin. Fakat asla üstüne para
vererek kitabınızı yayımlatmayın!
Yapmayın! Yazar kitabı basılsın diye
para ödemez, okur olarak siz üste para
verilerek yayımlanmış bir kitabı okur
musunuz?
Dikkat çekeceğim bir konu da kadın
yazarların ‘görünür’ olması yani
ciddiye alınır olmasının önlenmesidir.
Yaptığınız işin görülmemesi,
kitapçılarda arka raflara saklanması,
röportajlarınızın arka sayfalara
sıkıştırılması planlı bir kötülüktür.
Bizden önceki kadın yazarlar bu
konuda büyük mücadele verdi bizlerin
önünü açtı, bizler de dayanışarak ve
cesaretle, kendi eş-dost yazarlarını
öne çıkartan çapsızlarla mücadeleye
devam edeceğiz. Bu mücadelede öncü
kadın yazarların bazılarını -izninizle-
anmak ve yazar olacak gençlerin
mutlaka okumalarını önermek isterim.
Hepsi dünya çapında iyi edebiyatçı
olan Sevgi Soysal, Leyla Erbil, Gülten
Akın, Adalet Ağaoğlu, Tomris Uyar,
Pınar Kür, Sevim Burak, Nezihe Meriç,
Mina Urgan, Tezer Özlü, Firuzan, Duygu
Asena, Erendiz Atasü, İnci Aral, Nazlı
Eray ve diğerleri benim kuşağım kadın
yazarların önünü, ufkunu açmış ve
bize sadece edebî bir miras değil, aynı
zamanda kadın yazar olarak başımıza
gelebilecek fikrî ve cinsel tacizlere
direnme konusunda rol modeli
olmuşlardır.
Eğer anlatacak hikâyeleriniz
varsa ve sırtınıza bıçak
dayanmış gibi zorunlu,
susuz kalmış da su içermiş
gibi kana kana bir
dürtüyle yazmak zorunda
hissediyorsanız yazın.
BUKET UZUNER
Romancı, hikâyeci ve gezi yazarı.
Çevre bilimci. Feminist, hayvan ve
çevre hakları savunucusu.
Hacettepe Üniversitesi, (Norveç)
Bergen Üniversitesi, (ABD) Michigan
Üniversitesi’nde biyoloji ve çevrebilim
eğitimi aldı. (Finlandiya) Tampere
Teknik Üniversitesi ve ODTÜ’de
araştırmacı olarak çalıştı, ders anlattı.
Romanları on dile çevrilen yazar, 1996
yılında (ABD) Iowa Üniversitesi’nin
(IWP) “onur üyesi” olmuş, 2004
yılında da ODTÜ Senatosu tarafında
takdir belgesiyle onurlandırılmıştır.
Yazar, 2016 yılında Ankara
Üniversitesi ve Ankara Öykü Günleri
Derneği’nce verilen “Öykü Onur
Ödülü” nü almıştır.
Buket Uzuner, Türkiye
Cumhuriyeti’nin 75. Kuruluş
yılında Türkiye üniversiteleri,
basını, meslek kuruluşları ve 81 ilin
valiliklerinden oluşturulan jürinin
oylarıyla ‘Cumhuriyetin 75 İz Bırakan
Kadını’ndan biri seçilmiştir.
2019 yılında İTÜ İşletme Mühendisliği
Kulübü Öğrencileri kendisine
Sosyal Medya Yılın Yazarı ödülünü
vermişlerdir.
Yazar, yayımlanışından 34 yıl
sonra sansürlenen “Ayın En Çıplak
Günü” adlı kitabı nedeniyle Türkiye
Yayıncılar Birliği’nin 2020 “Düşünce
ve İfade Özgürlüğü Ödülü”yle
onurlandırılmıştır.
“İklim değişikliği” -çevre sorunlarını
ele aldığı ve Türk Mitolojisi’nden
fantastik ögeler kullandığı iklim-
kurgu türünün örneklerinden
kabul edilen ‘TABİAT DÖRTLEMESİ’
romanları “Su”, “Toprak”, “Hava” ve
“Ateş” 2023 yılında tamamlanmıştır.
Yazar, ilk Osmanlı feminist
kadınlarından “Zeynep Hanım”
kitabına önsöz hazırlamıştır. 2017’de
ilk çocuk kitabı “Ah Bir Kedi Olsam!”
yayınlanmıştır.
Kuzey Sahra Afrikası, Kuzey
Amerika, Avrupa’da uzun tren
yolculukları yapan Buket Uzuner
İstanbul’da yaşamaktadır.
19
   19   20   21   22   23