Page 380 - MESNEVİ - 1.CİLT
P. 380
aynı Sure’nin 39. Ayeti’nde Tanrı, takdir ettiği şeylerden dilediğini bozar, dilediğini yapar. Takdirin aslı ve hakikati ona malûmdur" deniyor. Bu Ayetlere nazaran beyitteki mâna denizi, Tanrı'dır. Fakat sofiler” "Vücud-u Mutlak — Mutlak Varlık" olan, yani hiçbir suretle, hiç bir vasıfla kayıtlanamayan Tanrı için mertebeler vardır. Tanrı'nın ilk mertebesi, zatını bilmesidir ki buna "Zuhura olan meyil" ve “İktiza-yı Zat, Akl-ı Evvel, Kalem...” gibi adlar verirler. Bu mertebe; diğer mertebeleri yani Tanrı'nın ilminde sabit olan hakikatları, Tanrı adlarını, Tanrı sıfatlarını meydana getirmiştir. Bunların zuhuru da kâinattır. Bu bakımdan kâinat, kâinat olarak yoktur, fakat Tanrı İlminde sabit olan hakikatların zuhuru olmak bakımından vardır. Her şey, Tanrı'nın zuhura olan meylinde, yani ilminde mevcut olduğundan o mertebeye "Ümm-ül Kitab — Kitabın, takdir edilen şeylerin aslı, anası” dedikleri yibi “Hakikat-ı Muhammediyye" de derler. Bu mertebeye, her zaman âlemde tek bir kişi sahiptir ki bu zat, yeryüzünde Tanrı halifesidir. Buna "Kutb- Gavs” denir.
!
B.297. “Tanrı, biri tatlı, öbürü acı iki denizi akıttı. O iki deniz, birbirine ulaştı. Aralarında bir mania var... Birbirlerine tecavüz edip taşmazlar.” (Sure:55-Rahman, Ayet:19). Mevlâna burada olduğu gibi bilhassa yine bu ciltte bu iki denizin hak ve bâtıl ehli cennetlik ve cehennemlikler olduğunu söylemektedir (2570. Beyit’ten itibaren 2603. Beyit’in sonuna kadar bu Ayet tefsir edilmektedir).
!
B.315. “Cennet ve cehennem ehlinin arasında bir perde vardır. O sınırın en yüce yerinde (A'raf) ta öyle erler vardır ki onlar, herkesi yüzlerinden tanır, bilirler (Sure 7—A'raf, Ayet 46) Ali'nin "Biz A'raf er1eriyiz” dediği de rivayet edilir. Sofilerin bir kısmı, herkesi yüzünden tanıyan A'raf erlerini, cennete ve cehenneme bağlı olmayan Tanrı erleri olarak kabul ederler.
!
B.321. Zaman zaman, dilenme için türlü türlü tarzlar icadedilmiştir. Bir tepsiye mumlar dikip yakarak dilenmek, sırta vurulan yahut bele takılan meşin torbadan tas tas su dağıtarak, mersiye okuyarak


































































































   378   379   380   381   382