Page 162 - SEDEF - Hz.Mevlana'dan İnciler
P. 162
!
!
Ecel kılıcı beni cansız ve başsız bıraksa da gam değil. Yerden yine güzelce filizlenir, yüzlerce başak halinde yine çıkarım.
Mademki bütün taneler yerden çıkıyor. Bil ki insan tanesi de topraktan bir gün fışkıracaktır.
!
Ne mutlu o zaman ki, sen merhametinle aşıkların başını kaşırsın. Ne mut- lu o zaman ki, bahar rüzgarı hazandan kurtulur.
Ne mutlu o zaman ki, sen bana dersin:
‘Gel, ey masum aşık! Bizim meftunumuzsun, sende asla ağyar düşüncesi yoktur.’
Ne mutlu o zaman ki, ben senin lütuf eteğine asılırım. Sen de bana dersin ki:
‘Dostum! Böyle inleyerek benden ne istiyorsun?’
Ne mutlu o zaman ki, meclisin o sakisi sala eder, şarap kadehi de avucu üzerinde görünür. Tenimizin bütün cüzleri o baki olan şaraptan içtikçe, latifleşir de artık şu tamahkar ten maide yemek tasasından kurtulur.
Ne mutlu o zaman ki, ben sarhoşluğumdan senin saçlarının ucunu karış- tırmaya başlarım, biçare gönül de o saçların halkalarını saymak hevesine düşer.
Ne mutlu o zaman ki, havadan ihsan bulutu belirir de o buluttan ovaya lütuf incilerini yağdırırsın...
İnciler saçmak için gönlümden bir söz dalgası yükseliyor, ama onu şevk içinde bırakman için susturmalısın.
!
! ! !
!162

