Page 20 - Avrupa'da Bizim Gençlik Dergisi 23. Sayısı
P. 20
SEMİH ÖZAKÇA’DAN EŞİ ESRA ÖZAKÇAY’A MEKTUP
Sevdiğim, Esram; ğimde şafak sökecek gibiydi. Ama 15-20 dakika bekledim, güneş doğmadı. Biraz uzandım, bir saat kadar hiç
ir gece yarısı zebani gibi evimizin kapısı kırarak giren, uykularımızdan uyandıran düşmana inat, son ana kadar uyumadan kalkıp kalkıp baktım. Yine güneş doğmamıştı…
el ele göz gözeydik. Biliyorduk belki de uzun bir süre ayrı kalacağız, büyük ihtimalle beni tutuklayacaklar ve be-
nim sana son dokunuşum olacaktı. Ona rağmen hep gülüyorduk ve biliyorduk ki güzel ve umutlu günler gelecek Sağlığım çok iyi, kendimi çok iyi hissediyorum. Moralim ve keyfim yerinde, çünkü haklıyız ve umutluyuz.
ve bizim ellerimiz hiç ayrılmayacak, gözlerimiz gözlerimizi almaktan hiç vazgeçmeyecek. Sana kısa kısa anlatıyorum, çünkü bunları muhtemelen Pazartesi günü anlatacağım, bu nedenle ikinci baskı
olmasın.
Türkülerin ne güzel, sesin ne güzel. Polisler eve girdiğinde marşlar söyleyişin kulaklarımda hala. Beni savu-
nuşun, seni götürmeye çalışırlarken onlardan kurtulup tekrar beni tutuşun ve kararlılığın ve direngenliğin ve Ömrüm;
sevgin ne güzel.
‘Nasılsın?’ ile başlamadım söze, çünkü avukatlar her gün senden ve dostlardan haber getiriyorlar. Beni seviyor- Kendine dirençli ve inançlı bak, seni çok ama çok seviyorum. Herkese çok selam, mücadeleye devam.
muşsun, açlık grevinde olmana rağmen hiç durmadan koşuşturuyormuşsun. Biliyorum direngensin, atılgansın; Bugün 21.30’da dilek fenerlerini görmek için gökyüzüne bakacağım, göremesem de umutlanacağım.
ama açlık grevinde olduğunu unutmadan kendine dikkat et ve ihtiyaçlarını aksatma, enerjini idareleri kullan. Biliyorum, seviyorum, seninleyim,
Bir tanem, güzelim;
Adliyede bizi görüştürmemek için ellerinden geleni yapmıştılar. Annem ve sen savcılıktan izin almak için çok
uğraşmışsınız ama olmamış. Onlar sevgiden, vefadan, emekten anlamazlar. Onlar kendi küçük hesaplarının pe-
şinden olan çıkarcı değersizlerdir. Biliyoruz yapılan tutuklama talimat ile olduğu için bundan sonraki işlemler
de talimat ile yapılacak. Talimat yapılan bir işte adalet aranır mı? Eşyamı dolaba yerleştirirken poların sana ait
olduğunu farkettim. Onun için bir şiirimsi yazdım, onu da sana yollayacağım. O poları sık sık koklayamıyorum
artık, yanıma alırsam kokusu azalır diye korkuyorum. Şiir diğer sayfada olacak…
Pazartesi kapalı görüş hakkımız olacak, açık görüş haftaya olacak sanırım. Mektup ve faks günleri ise Pazartesi
ve Çarşamba günleri oluyormuş. Pazartesi bol bol konuşuruz diyeceğim, ama yüz saat olsa da seninle konuş-
maya doyamam. Zaten pek güzel sözler söyleyemiyordum, eskiden beri. Buna rağmen güzel sarılırdım, içimde
hissederdim seni ta içimde. Şimdi de öyle hissediyorum, ama olsun sarılmak isterim yine de sana sevdiğim.
Buraya getirdiklerinde ilk hücrem çok rutubetli ve boyasızdı, ertesi gün bir kişinin yanına getirdiler. Beni ‘Aa
Semih Abi’ diyerek karşıladı. Benden bir hafta önce tutuklanmış, bana çok yardımcı oluyor. Tuzlu suyumu yapı-
yor, ayağım üşüdüğünde su ısıtıp ayağıma koyuyor. Hatta bana verilen kirli battaniye ve nevresimleri bile yıkadı.
Yani emin ellerde olduğumun garantisini veririm. Şu an tek haber kaynağım avukat görüşüm, ama burada tek
kanallı bazen çalışan radyomsu bir şey var. Geçen akşam açtım ve TRT haberleri kısa kısa verirken, ikinci haber
bizden ve Süleyman Soylu’nun soysuz açıklamalarından bahsediyordu. Sanırım ‘Açlık grevi yapmıyorlar, akşam-
ları yiyorlar’ demiş. Bunlar akıllanmaz, akıllanmayacakları gibi tarihin çöplüğüne karışmaktan da kurtulamaya-
caklar diğerleri gibi.
Saatimi aldıkları için, saati ezan okunduğunda takvimden bakarak tahmin etmeye çalışıyoruz. Ama sabah
güneş doğduğunda uyanmaya çalışıyo-
rum ki sabah sayımında giyinik olayım.
Ama dışarıda çok ışık olduğundan
güneşin doğup doğmadığını pencere-
nin yanına gidip kontrol edebiliyorum.
Doğmuşsa yatmıyorum, doğmamışsa
‘ya birazdan doğarsa ve ben uyuya
kalırsam’ diye tedirgin oluyorum.
Bu sabah çok erken uyanmışım, güne-
şin doğup doğmadığını öğrenmek için
pencerenin önüne geldi-
20