Page 10 - Yürüyüş Dergisi 33. Sayısı
P. 10

Biz diyoruz ki;                Halkın Avukatı İki Kadın Direnişçi


                                                    Haklılığın, Meşruluğun Gücüyle

                                                    Faşizmin Yalanlarını Ezip Geçiyor

                  Biz diyoruz ki; “İşte Nuriye, işte Semih. Son dakikaya kadar, ister vali yasaklasın, ister Soylu yasaklasın
              muhakkak surette, biz Nuriye ve Semih demeye devam edeceğiz. Bakın birazdan gözaltına alınacağız ve gözaltına
              alınacak olmamıza rağmen biz onların isimlerini söylüyoruz. Meslektaşlarıma sesleniyorum: Nuriye ve Semih’i
              avukatsız bırakmayın. Faşizmi yeneceğiz... Bütün dünyada böyledir, Türkiye’de de böyle...  Eninde sonunda yene-
              ceğiz.”
                 Biz diyoruz ki; “Nuriye ve Semih’i savunmaya devam edeceğiz. Sokaklarda, gözaltında, işkencede, hapishanede
              fark etmez, Nuriye ve Semih’in avukatlığını yapmaya devam edeceğiz. Halkın avukatlığını yapmaya devam
              edeceğiz. Teslim olmuyoruz. Faşizmin uşakları şu anda kapımızda, büromuzun kapısını kırarak girdiler. Girmeye
              çalışıyorlar, hırsız gibiler, haydut gibiler, haksızlar, bu yüzden korkuyorlar. Haklı olan, meşru olan onlar onlar
              (Nuriye ve Semih’i gösteriyor) biziz biz.”
                 Biz diyoruz ki; “Korku! Bizi korkuyla yönetiyorlar! Sakın korkmayın! Başınıza daha ne gelebilir! Sizin de
              kapınızı mı çalmalarını bekliyorsunuz? Asla ve keza işkenceden, baskıdan, gözaltıdan korkmayacağız, korkmayacağız,
              korkmayacağız! Bu kesin, Nuriye ve Semih’in avukatı kalmayacak mı zannediyor bunlar?  Faşizm Nuriye ve Semih’i
              avukatsız mı bırakacağını zannediyor? Bakın kaç tane vali var şimdi tutuklu.  Yarın öbür gün  Ankara valisi de
              tutuklanacak.  Yarın öbür gün belki bu iktidar da ortadan kalkacak, ama halk her zaman var olacak. Ama biz, halka
              inanıyoruz, halka güveniyoruz. Size inanıyoruz, sizi seviyoruz. Asla ve asla faşizme teslim olmayacağız. Olmayacağız!”
                 Biz diyoruz ki; “O kadar çok korkuyor ki faşizm, avukatlık bürolarını bile basıyor, avukatlık bürolarına bile
              gizli gizli giriyorlar. Ne zamana kadar sürecek bu, ne zamana kadar? Ne zamana kadar susacak bugünkü suskunlar?
              Sendikalar, onlara sesleniyorum.(...) Avukatların bütününe sesleniyorum. Bu ülkede hukuk güvencesinin tek teminatı,
              hukukun tek teminatı avukatlardır. Hakimler susuyor, yanlarındaki kapı komşusunu götürdükleri zaman susuyor,
              ama avukatlar susmaz ama avukatlar birbirine sahip çıkarlar. Bu ülkede hukukun tek teminatı avukatlardır, ÇHD,
              Hukukçular Derneği’dir, özgürlükçü demokrat avukatlardır. Çünkü biz ezilenlerin avukatlarıyız. Çünkü sömürülenlerin
              avukatlarıyız.”
                 Biz diyoruz ki; “Bu ülkede cesaret varsa, mertlik varsa, vatanseverlik varsa, bu toprak için ölebilecekler varsa
              yalnızca ve yalnızca devrimcilerdir, sosyalistlerdir. Sakın bunu unutmayın. Biz varsak bu ülkede, demokrasinin
              teminatı var. Biz varsak bu ülkede, eşitliğin, adaletin teminatı var. Biz varsak bu ülkede, umut var. Çünkü ölene
              kadar, ölsekte mezarlarımızdan, mezarlarımızdan inancımızı haykıracağız. Sizi çok seviyoruz.”
                 Biz diyoruz ki; “Bu vatanın bütün varlıklarını, varlık fonu ile birilerine peşkeş çektiler. Hasankeyf’e bakın,
              ülkenin her tarafını pazarladılar. Bu ülkenin başbakanı dün, “ben ülkemi pazarlamakla mükellefim” diyordu. Ülkeyi
              pazarladı. Biz bu ülkeyi pazarlatmak istemeyenleriz. Amerika’nın üslerini, Birleşmiş Milletler’in askeri üslerini, bu
              ülkemizden defetmek isteyenleriz. Biz gerçek vatanseverleriz. Gerçek vatanseverler. Bu ülkeyi teslim almak için
              Nuriye ve Semih’i işte onları tutukladılar. Çünkü yalnız direnen, öne çıkan çok az sayıda insan vardı. Onlar bu
              ülkenin çocuklarını faşizme, geriliğe… teslim etmek istemiyorlar. Onlar bu ülkenin çocuklarını AKP gericiliğine
              teslim etmek istemiyorlar. İşte tek nedeni bu, bu yüzden tutukladılar. O iki güzel insana sahip çıkın.”
                 Biz diyoruz ki; “Büromuzda bir tane kapı var, bir tane… Kapımız bile faşizme direniyor görüyor musunuz
              korkmuyoruz işte buradayız. Teslim olmayacağız. Nuriye ve Semihler gibi… Tüm devrimci, demokrasi insanları gibi,
              halk savunucuları gibi, ezilenler, sosyalistler gibi, bizler de halkın onurunu taşıyarak, halkın onurlu aydınları, avukatları
              olarak direniyoruz. Direnerek yaşamaya devam edeceğiz. Direnenler kazanır. Direnenler kazandı. Çoktan kazandı.
              Korku aşıldı, aşılıyor bakın. Kapımız bile direniyor. Kaç saattir bir kapıyı bile açamadılar. Buradayız. Bekliyoruz.”
                  Biz diyoruz ki; “Üsler, denizler, kıyılar, sular, ormanlar ne kadar varlığımız varsa satacaklar, ya biz bu ülkede
              toprağına sahip çıkamıyorsak, bu ülkede domatesin bile tohumunu bıraktırmadıysak, tohum bile kalmadıysa bu
              ülkede insanlar artık hayvancılık bile yapamıyorlarsa, tarım öldüyse nerde vatanseverliğiniz sizin ya ben vatanseverim
              diye dolaşanlara soruyorum vatan dediğiniz bu toprak, toprak bırakmadılar.  Tohum bırakmadılar bu ülkede ne
              susuyorsunuz. Nasıl vatanseverlik bu? Ülkemiz Amerikan üslerinden geçilmez durumda. Hadi bakalım Amerika’ya
              o kadar kafa tutuyorsak incirlik üssünü kapattırın bakalım. Nerede vatanseverliğiniz? Bu ülkede gerçek vatanseverler
              varsa, o da devrimciler o da sosyalistler, o da bizleriz. Bunu unutmayın ancak bizim yanımızda olursanız bu vatanı
              kurtarabiliriz. Bu vatanı emperyalistlerin ve onun işbirlikçilerinin elinden kurtarabiliriz.”
                  Biz diyoruz ki; “Yine geleceğiz. Ve asla vazgeçmeyeceğiz halkın avukatlığını yapmaktan.”
                 (12 Eylül 2017’de AKP’nin faşist polisinin bastığı Ankara Halkın Hukuk Bürosu’nda halkın avukatı iki kadın,
              Ebru Timtik ve Didem Ünsal’ın konuşmalarından)



       10
   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15