Page 102 - Demo
P. 102
Kriz
sizi yok etmeden...
Mustafa Özcan
MustafaOzcan@Yeniletisim.com
İletişim, çok konuşma değil, karşıdakini anlama sanatıdır. Kriz iletişimi ise, savunma değil, doğruya karşınızdakileri ikna etme çabasıdır.
Sizce kaç kurmumuzun / şirketimizin / kişimizin “iletişim planı var?
Daha önemlisi “kriz iletişim planı” var?
Normal zamanda iletişim kurmak kolaydır. Tarzanca bile anlaşırsınız. Sipariş alırsınız, teşekkür de alırsınız. Herkes her şey yolundayken iletişimi bir şekilde yürütür. Kriz zamanlarında ise, iletişimin gerçekten işleyip işlemediği ortaya çıkar.
İletişim, işyerinize müşterinin kabul
edilmesiyle başlamaz. Kurulduğunuzda ilk olarak astığınız tabela ile başlar. Yani yeni
bir kişilik doğurursunuz. Sonra, markanıza verdiğiniz önem, ona öğrettikleriniz, yetiştirme tarzınız, gelen müşteriyle irtibatınız, gelmeyen müşteriye tavrınız, sizi sevenlere ikramlarınız, sevmeyenlere kapıyı açık tutmanız ona karakter kazandırır. Her aşamasında farketmeden
100
iletişim yaparsınız. Yapamadıklarınız için yüreklice destek almanız gerekir.
Aynı çocuğunuz gibi. Ona verdiğiniz önem gibi. Markanız aynı zamanda sizin kendinizi konumladığınız araçlardan biridir. Toplum nezdinde statünüzü kendiniz belirlersiniz. “Halkla ilişkiler”i “misafir ilişkileri” olarak gören yeme-içme sektörünün bir bölümü,
o misafirlerini bir şekilde kaybettiği zaman “neden oldu acaba?” diye hayıflanıyor. Bazılarımız çok iyi iş yaparken, bazılarımız ekonomiden, enflasyondan, çalışanından, hatta müşterisinden şikayetçi. Oysa, iletişim empati ile başlıyor.
Gıda sektörü
krizle daha çok yüzleşiyor
Kimine göre fırsat, kimine göre sorun olarak tanımlanan krize en açık sektör gıda sektörü. Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız 1 Nisan kriziyle de ne kadar büyüyebileceğini gördük. Onlarca örnek ise, silinmeden aklımızda duruyor.
Krizle karşılaşmamak da, hayatın doğallığına aykırı. Kriz olmalı ki, normal yaşamın farkına varılmalı. Bu nedenle, özellikle gıda

