Page 771 - Yaratılış Atlası 4. Cilt
P. 771

Harun Yahya






             yondan fazla fosilin bir kısmını tam ve mükemmel soyu tükenmiş canlılar, büyük bir çoğunluğunu ise
             yaşayan fosiller oluşturmaktadır. Şu an var olan türlerin büyük bir kısmının milyonlarca yıllık fosil ör-
             nekleri bulunmuş ve sergilenmiştir. (Detaylı bilgi için Bkz. http://www.yaratilismuzesi.com/fosiller/ ve
             http://www.yaratilisatlasi.com/) Günümüzde yaşayan atlar, zürafalar, balıklar, köpekler, kuşlar, sürün-

             genler şu anki halleri ve görünümleriyle milyonlarca yıllık izler bırakmışlardır. Yaratılış Atlası adlı eserin
             tüm ciltlerinde, ülkemizde düzenlenen çeşitli sergilerde ve Yaratılış Müzesi adlı internet sitesinde sergi-
             lenmekte olan fosiller, bahsi geçen örneklerin yalnızca bir kısmıdır. Söz konusu örnekler o kadar fazla sa-
             yıdadır ki, neredeyse günümüzdeki her canlı milyonlarca yıllık türdeşi tarafından temsil edilmektedir.

             Ve bu fosiller, günümüz canlılarıyla mükemmel bir uyum göstermektedir. Milyonlarca yıl önceki fosil-
             ler ile günümüz canlıları arasında hiçbir fark yoktur. Canlılar değişmemişlerdir. İlk yaratıldıkları hal-
             leri gibidirler.
                 Amerikan Doğa Tarihi Müzesi Müdürü tanınmış evrimci paleontolog Niles Eldredge, evrimin en bü-

             yük çıkmazlarından biri olan yaşayan fosiller gerçeği karşısındaki acizliklerini şu sözlerle açıklamıştır:

                 Yaşayan bir organizma ile onun uzak jeolojik geçmişteki fosilleşmiş ataları arasında karşılaştırabileceğimiz
                 herhangi bir parça üzerinde neredeyse hiçbir değişiklik yok gibi görünmektedir. Yaşayan fosiller, evrimsel
                 durağanlık fikrinin uç derecede somut örnekleridir... Yaşayan fosillerin sırrını tam anlamıyla çözemedik.           27

                 Her ne kadar Niles Eldredge Darwinistlerin çaresizliklerini kendince gizlemeye çalışıp "evrimsel du-
             rağanlık" ifadesini kullanarak, "sanki geçmişte evrimsel bir süreç yaşanmış ama durağanlığa uğramış"
             gibi bir izlenim oluşturmaya çalışsa da, gerçek şudur: Fosil kayıtları, tarihin hiçbir döneminde evrimsel

             bir süreç yaşanmadığını ispatlamaktadır. Tüm canlı türleri bugün sahip oldukları özelliklerle bir anda
             ortaya çıkmış ve on milyonlarca sene boyunca en küçük bir değişikliğe dahi uğramamışlardır. Balıklar
             hep balık, sürüngenler hep sürüngen, memeliler hep memeli, insan da hep insan olarak var olmuştur.

             Darwin'in en büyük beklentisi olan fosil kayıtları Darwin'in teorisini çürüten en güçlü delil olmuştur.
                 Kuşkusuz bu durum, tek bir ara fosil ile bile desteklenmeyen evrim teorisi için büyük bir yıkımdır.
             İşte bu nedenle, varlıkları Darwinist bilim çevreleri tarafından çok iyi bilinmesine rağmen, yaşayan fosil-
             ler, hiçbir zaman gündeme getirilmez, örtbas edilirler. Evrimci kaynaklara bakan bir kişi, sadece birkaç
             tane yaşayan fosil olduğu izlenimine kapılacaktır. Çünkü Darwinistler tarafından ön plana çıkarılan yal-

             nızca birkaç yaşayan fosil vardır. Yine aynı kaynaklarda bu birkaç fosilin bir mucize eseri değişmeden
             kaldıkları ve sayısız hayali evrim delili içinde birer "istisna" oldukları görünümü verilmeye çalışılır.
                 Oysa bu bir aldatmacadır.

                 Amerikalı paleontolog S. M. Stanley, fosil kayıtlarının ortaya koyduğu gerçeğin, bilim dünyasına ha-










                                             50 mil yon yıl lık gin ko yap ra ğı fo si li
                                             gü nü müz gin ko yap ra ğıy la ay nı dır.






























                                                                                                                          Adnan Oktar    769
   766   767   768   769   770   771   772   773   774   775   776