Page 172 - Evrenin Yaratılışı
P. 172
170 EVRENİN YARATILIŞI
"Hayat Hayattan Gelir"
Darwin, kitabında hayatın kökeni konusundan hiç söz etmemişti. Çünkü
onun dönemindeki ilkel bilim anlayışı, canlıların çok basit bir yapıya sahip ol-
duklarını varsayıyordu. Ortaçağ'dan beri inanılan "spontane jenerasyon" adlı
teoriye göre, cansız maddelerin tesadüfen biraraya gelip, canlı bir varlık oluş-
turabileceklerine inanılıyordu. Bu dönemde böceklerin yemek artıklarından,
farelerin de buğdaydan oluştuğu yaygın bir düşünceydi. Bunu ispatlamak için
de ilginç deneyler yapılmıştı. Kirli bir paçavranın üzerine biraz buğday kon-
muş ve biraz beklendiğinde bu karışımdan farelerin oluşacağı sanılmıştı.
Etlerin kurtlanması da hayatın cansız maddelerden türeyebildiğine bir delil
sayılıyordu. Oysa daha sonra anlaşılacaktı ki, etlerin üzerindeki kurtlar kendi-
liklerinden oluşmuyorlar, sineklerin getirip bıraktıkları gözle görülmeyen lar-
valardan çıkıyorlardı.
Darwin'in Türlerin Kökeni adlı kitabını yazdığı dönemde ise, bakterilerin
cansız maddeden oluşabildikleri inancı, bilim dünyasında yaygın bir kabul gö-
rüyordu.
Oysa Darwin'in kitabının yayınlanmasından beş yıl sonra, ünlü Fransız bi-
yolog Louis Pasteur, evrime temel oluşturan bu inancı kesin olarak çürüttü.
Pasteur yaptığı uzun çalışma ve deneyler sonucunda vardığı sonucu şöyle
özetlemişti:
Cansız maddelerin hayat oluşturabileceği iddiası ar-
107
tık kesin olarak tarihe gömülmüştür.
Evrim teorisinin savunucuları, Pasteur'ün bul-
gularına karşı uzun süre direndiler. Ancak geli-
şen bilim, canlı hücresinin karmaşık yapısını
ortaya çıkardıkça, hayatın kendiliğinden oluşa-
bileceği iddiasının geçersizliği daha da açık ha-
le geldi.
20. Yüzyıldaki Sonuçsuz Çabalar
20. yüzyılda hayatın kökeni konusunu ele alan
Ale xan der Opa rin'in ha ya tın
ilk evrimci, ünlü Rus biyolog Alexander Oparin ol- kö ke ni ne ev rim ci bir açık la ma
du. Oparin, 1930'lu yıllarda ortaya attığı birtakım ge tir mek için yü rüt tü ğü ça ba -
lar bü yük bir fi yas koy la so -
tezlerle, canlı hücresinin tesadüfen meydana gele-
nuç lan dı.