Page 130 - Allah'ın Renk Sanatı
P. 130
128 ALLAH'IN RENK SANATI
ruz, şu anda yaşadıklarımızın da gerçek olduğunu iddia edemeyiz. Şu
durumda; belki bir gün "gerçek hayat" diye düşündüğümüz hayattan uyan-
dırılacak ve asıl gerçek hayata geçeceğiz. İşte bu durumun gerçekleşmeyece-
ğine dair elimizde bir delil yoktur. Aksine bilimin şu ana kadar ulaştığı bul-
gular bize yaşadıklarımızın maddi bir gerçekliği olmadığına dair ciddi veri-
ler vermektedir.
Bu durumda karşımıza çıkan gerçek apaçıktır: Biz içinde yaşadığımız
dünyanın var olduğunu, bizim o dünyanın içinde yaşadığımızı düşünürken,
aslında böyle bir dünyanın maddi gerçekliğini iddia edebilmemiz için hiçbir
gerekçe yoktur. Pekala tüm bunlar bize suni olarak verilen, aslında gerçekli-
ği olmayan algılardan ibaret olabilir.
Bey ni miz Dış Dün ya dan Ay rı mı?
Şu ana kadar anlattığımız gibi dış dünya dediğimiz her şey bize göste-
rilen birer algıdan ibaretse, tüm bunları gördüğünü, duyduğunu düşündü-
ğümüz beynimiz nedir? Beynimiz de diğer her şey gibi atomlardan, mole-
küllerden oluşan bir yığın değil midir?
Madde dediğimiz her şey gibi beynimiz de bir algıdan ibarettir, yani
istisna olarak kabul edilebilecek bir durumu yoktur. Çünkü sonuçta beyin
dediğimiz şey de duyu organlarımızla algıladığımız bir et parçasıdır. O da
dışarıda var zannettiğimiz her şey gibi bizim için bir hayalden ibarettir.
O halde tüm bunları algılayan kimdir? Gören, duyan, hisseden, kokla-
yan, tat alan beyin değilse nedir?
İşte bu noktada karşımıza çıkan gerçek apaçıktır: İnsan bilinç sahibi,
görebilen, hissedebilen, düşünebilen, muhakeme edebilen bir varlık olarak
maddeyi oluşturan atomlardan, moleküllerden çok öte bir varlıktır. İnsanı
insan yapan Allah'ın ona verdiği "ruh"tur. Aksi takdirde insanın bilincini ve
diğer tüm insani yeteneklerini yaklaşık 1.5 kiloluk, üstelik de bir hayalden
ibaret olan bir et parçasına vermek son derece akıl dışı olacaktır.
Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamur-
dan başlayandır. Sonra onun soyunu bir özden (sülale'den), basbaya-
ğı bir sudan yapmıştır. Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona
ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az
şükrediyorsunuz? (Secde Suresi, 7-9)