Page 57 - MAKSİMUM BİZ | SAYI 12 | KIŞ 2009
P. 57
fiarap Tanr›s› Dionysus di¤er yanda yar› tanr› Herkül ya
da di¤er ismiyle Herakles. Dionysus’un sa¤ elinde fla-
rap kadehi, ters çevrilmifl vaziyette ve yar›flmay› ka-
zand›¤›n› göstermekte. Herakles ise kadehten flarap
içmektedir. Dionysus ile Herakles aras›nda bulunmak-
ta olan Eros ise kazanan› iflaret etmektedir.
Asi nehri üzerinde bulunan bir villada ç›kan Pa-
ris Mozai¤i ise bir güzellik yar›flmas›na iflaret etmekte.
Tarih kitaplar›nda ilk güzellik yar›flmas›n›n Çanakkale
il s›n›rlar› içinde yer alan Truva kentinde gerçekleflti¤i
yazar. Paris Mozai¤i ile ilgili olarak yer alan aç›klama-
larda ise, olay›n Daphne’de geçti¤i var say›l›r. Olay›
an›msayal›m: “Troya’da tanr›lar aras›nda bir dü¤ün ya-
p›lmaktad›r. Dü¤üne ça¤r›lmayan Savafl Tanr›s› Ares
bu olaya çok k›zar. Bir alt›n elmaya “en güzele” diye
yazar ve alt›n elmay› Athena, Afrodit ve Hera’n›n bulun-
du¤u masaya atar. Bunlar›n her biri elman›n kendisine
at›ld›¤›n› iddia eder. Kendi aralar›nda anlaflamay›nca
‹da Da¤› çoban›, dünyan›n en güzel erke¤i, Paris’i ha-
kem gösterirler. Bunun için çoban Paris’in eline bir al-
t›n elma verilir. ‹flte bu s›rada kendilerini be¤endirmek
isteyen Hera, Athena ve Afrodit, çeflitli vaatlerde bulu-
narak çobana rüflvet teklif ederler. Athena, Paris’e
rüflvet olarak sonsuz ak›l ve baflar› gücünü; Hera, Asya
krall›¤›n›; Afrodit de Isparta Kral› Meneleos’un kar›s›
güzel Helen’in aflk›n› verece¤ini söyler. Bunun üzerine
Helen’in aflk›n› daha cazip bulan çoban Paris, bu rüfl-
veti kabul ederek alt›n elmay› Afrodit’e verip onu dün-
yan›n en güzel kad›n› seçer. Truva Savafl›’n›n bafllama-
s› da bilindi¤i gibi bu olaya dayan›r.
Romal› egemenlerin görkemli villalar›n›n, dün-
yan›n en zengin mozaiklerinin, Peri k›z› Daphne ile Dia-
na Mabedi’nin de bulundu¤u ve tanr›lar›n u¤ramadan
edemedi¤i Daphne nereden nereye geldi? Büyük ‹s-
kender’in generallerinden Babil Satrab› Selevcos tara-
f›ndan kuruldu¤u söylenen daha sonra Roma ‹mpara-
torlu¤u’nun bir eyaleti olan ve o dönemlerde Roma ve
‹skenderiye’den sonra dünyan›n üçüncü büyük kenti
olan Antakya.
büyük tarihçisidir. Baflka bir tan›ma göre de Marcelli-
nus, “Tacitus ile Dante aras›nda yetiflmifl en büyük
edebi deha”d›r. Romal› ‹mparatorlar›n, gezginlerin di-
linde “Do¤unun Kraliçesi” diye bilinen Antakya, tarihte
bütün uygarl›klar için önemli bir yerleflim yeri olmufl-
tur. Asi Irma¤› kenar›nda, Amanos ve Habibi Neccar
Da¤lar›’n›n ortas›nda yer alan kentte, Anadolu’da ku-
rulmufl bütün uygarl›klar›n izlerine rastlan›r. Tunus’un
Bardo kentinden sonra dünyan›n en büyük ikinci moza-
ik müzesine sahiptir, Antakya. Tarih boyunca kentte
yaflanm›fl zenginliklerin izlerini tafl›yan mozaikler,
1932 y›l›nda bafllayan bilimsel kaz›lar sonucunda orta-
ya ç›kar›lm›fl. O y›llarda Frans›z idaresi alt›nda bulunan
Hatay’daki çal›flmalar, dönemin Antikiteler Müfettifli
M.Claude Prost taraf›ndan yap›lmaktayd›.
Bu çal›flmalar s›ras›nda çok say›da ünlü mozaik
yurtd›fl›na ç›kart›lm›flt›r. Kaz›lar› yapan bir arkeologun
yazm›fl oldu¤u “Eski Antakya” adl› Arapça bir yap›t;
yurtd›fl›na kaç›r›lan mozaiklerden özellikle iki tanesin-
den söz eder. ‹kisi de bir yar›flmay› anlatmaktad›r.
Bunlar: “‹çki Yar›flmas› Mozai¤i” ile “Paris Mozai¤i” ‹ç-
ki Yar›flmas› Mozai¤i MS 2. yüzy›lda yap›lm›fl. Bir yanda
TAYLAN MATKAP
Aktüeryal Dan›flmanl›k
Ne kadar az korkarsak o kadar az
tehlikedeyiz (Titis-Livius)
55

