Page 49 - MAKSİMUM BİZ | SAYI 26 | OCAK 2014
P. 49
Elif Safak:
“ Ustam ve Ben hem Masalsı hem Gerçekçi Bir Roman ”
“Kendi romanlarımda mistisizmin izlerini hep görüyorum” diyor Elif Şafak ve
ekliyor, “Farklı dinlerdeki mistik gelenekleri ilgiyle okuyorum. İslam tasavvufunu
da okuyorum, Musevi ve Hristiyan mistisizmini de, Budizm, Taoism ve uzak
doğu felsefelerini de. Çünkü bütün mistik arayışların özü bir.” Yeni romanında
da öğrenmeye açık olmanın ne kadar önemli olduğu fikrini işleyen Şafak, zihnimi
kutulara kapatmadığını belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Başkalarıyla uğraşmaktan
ziyade kendi nefsiyle uğraşan insanları kalbime daha yakın buluyorum.”
_ Elif Şafak, yine çok konuşula-
cak gibi görünen bir romanla çıktı
okurlarının karşısına. Ustam ve Ben
ismini taşıyan romanında 16. Yüzyıl
Osmanlı’sı, Mimar Sinan, çırağı Ci-
han ve beyaz fil Çota etrafında ge-
lişen olaylar ekseninde anlatılıyor.
Kitapta Osmanlı kültürü, günlük ya-
şamı, siyasi atmosfer, mimari geliş-
meler anlatılırken, eski ile yeninin,
ileri ile gerinin çatışmasını ve bu
çatışmada yönetimlerin aldığı tu-
tumları görmek mümkün. Bunun ya-
nında yazar, Mimar Sinan’ın kişiliği
üzerinden öğrenme aşkını ve usta-çı-
rak ilişkisinin önemini de anlatıyor.
Elif Şafak’ın kadın cinayetlerini konu
alan İskender isimli romanı 3 yıl önce
yayınlanmıştı. Romanlarında özellik-
le tasavvuf felsefesinden esinlenen
Elif Şafak’ın Mevlana ile Şems’in
ilişkilerini anlattığı Aşk romanındaki
kimi vurgular, Ustam ve Ben’de de
Kendimi çok yalnız
hissediyorum bu toplumda.
Hiçbir yere ait değilim ve
olmak da istemiyorum.
Bu yalnızlık, ilginç bir
şekilde o kadar çok insanın
paylaştığı bir ruh hali ki.
Biz orada buluşuyoruz
okurlarımla. Her kesimden
okurum var. Muhafazakâr
da var Kemalist de solcu
da milliyetçi de. Gençler de
okuyor, ileri yaştakilere de.
karşımıza çıkıyor. Elif Şafak’la hem
yeni romanını, hem de genel olarak
kendi edebiyatını olduğu kadar, kişi-
sel dünyasını da konuştuk.
_ Yeni romanınız Ustam ve Ben,
Osmanlı tarihinin önemli bir döne-
mine ışık tutuyor. Sultan Süleyman
ve Hürrem gibi tarihi kişilikler de
var romanda ama başrolde değiller.
Başrolde sıradan bir filbaz olan Ci-
han var. Hatta onun derin bir bağ
kurduğu fili Çota. Bir dönemi anla-
tırken neden bu iki karakterin tanık-
lığında anlatmayı tercih ettiniz?
Tarihimizin en önemli dönemlerin-
den birine farklı bir açıdan bakmak
istedim. Biz genellikle ‘insansız’ an-
latırız tarihi. Tek tük insandan bah-
settiğimizde de bunlar ya sultanlar-
dır ya vezirler. Halbuki “sıradan”
insan nasıl yaşıyordu? Neler hisse-
diyordu? Ben sadece tepedekilere
maksimumbiz | 47

