Page 27 - MAKSİMUM BİZ | SAYI 17 | İLKBAHAR 2011
P. 27

ce Süryanilerin merkezi Suriye’ye kayd›. Ancak, bunla-
ra ra¤men dünyan›n de¤iflik yerlerinden Süryaniler ha-
la manast›r›m›z› ziyaret ediyor.” Biz manast›rdaki gezi-
mizi tamamlamak üzereyken bir di¤er bölümde ayin
bafll›yor. Sessizce yeni rotam›za do¤ru yöneliyoruz.
Akkoyunlular’›n miras› Kazimiye Medresesi
Bir sonraki dura¤›m Kazimiye Medresesi oluyor. Med-
resenin hemen önünde yafllar› 5 ile 15 aras›nda de¤iflen
kalabal›k bir çocuk grubu karfl›l›yor bizleri. Kimi sar›-
fl›n, kimi esmer ama tümü de yan›k tenli gözleriyle gö-
zünüze de¤il yüre¤inize do¤ru bakan bu çocuklar›n
oyun için burada bulunmad›klar›n› tabure ve tahtalarla
oluflturduklar› masalarda sergiledikleri “minik el yap›-
m›” tak›lardan anl›yoruz.
Medreseye giriyoruz rehberim Ali’nin anlat›m› eflli¤in-
de; “Akkoyunlu Hükümdar› Cihangiro¤lu Kas›m Padi-
flah Mardin’e atand›¤› zaman 1469’dan günümüze ka-
dar mükemmel yap›s›yla ayakta durabilen bu medrese-
yi yapt›rd›.”
Ali’yi dinlerken, gözlerimi medresenin duvarlar›ndan
d›flar›ya bakan yüksek pencerelerine çevirdim. Mezo-
potamya yine ayaklar›m›n alt›nda duruyordu. T›pk› Dey-
rulzafaran’da oldu¤u gibi. Tüm inançlara ve kültürlere
kucak açan Mezopotamya...
Medreseden sonra güzergâh›m› geriye, yine Mardin so-
kaklar›na çeviriyorum. fiehir merkezinde bulunan, üç
katl› ihtiflaml› görünümü ve mimari yap›s›yla insan› bü-
yüleyen Mardin Müzesi’ne u¤ruyoruz.
Eski patrikhane binas›n›n restore edilmesiyle oluflturu-
lan müzede, milattan önce 4000 y›l›ndan günümüze ka-
dar uzanan kültürlerin eserlerinin sergilendi¤ini ö¤re-
niyorum.
Artuklara ait keramekler, damgalar, silindirler, mü-
hürler, sikkeler, gözyafl› flifleleri, tak›lar ve gümüfl iflle-
mecili¤i örnekleri gözüme ilifliyor. Bölgenin tarihini dü-
flündü¤ümüzde müze olarak sergilenecek daha pek
çok k›ymetli eserin olaca¤›n› düflünüyorum. Buna ra¤-
men, tarihi yap›n›n da özellikle görülmeye de¤er oldu-
¤unu söylemeliyim.
Yine sokaklarday›z. K›sa bir çay molas› veriyorum. Mezo-
potamya ovas›na karfl› çay›m› yudumlad›ktan sonra sat›-
c›lar›n k›yafetleri, rengârenk baharatlar›, kuruyemifl ve
sepetlerde satt›klar› peynirleriyle, çeflit çeflit badem fle-
kerlerini tadarak Mardin çarfl›s›nda dolafl›yorum.
Yavafl yavafl akflam oluyor. Yemek için bu kez rotam›,
Tüfekçio¤lu ailesi için 1888’de infla edilen Cercis Murat
Kona¤›’na çeviriyorum. Günümüzde Mardin’in meflhur
lokantas› olan Cercis Murat Kona¤›’nda yemekleri Mar-
dinli kad›nlar haz›rl›yor. Yerel tadlardan oluflan birbirin-
den lezzetli yemeklerle hepimizi büyülüyor.
Yemek ve sohbete mola vererek, gecenin ›fl›¤›nda Me-
zopotamya’y› görmek üzere kona¤›n teras›na ç›k›yo-
rum. Gün ›fl›¤›nda uçsuz bucaks›z görünen topraklar›n,
gecenin karanl›¤›nda “engin bir denize” dönüfltü¤ünü
fark ediyorum. Gündüz göremedi¤im yerleflkelerin ›fl›k-
lar› geceleri denizde demirlemifl gemiler gibi ›fl›ld›yor
adeta. Etkilenmemek mümkün de¤il... fiaflk›nl›k ve
hayranl›kla izliyorum...
Gönül “Dara” düflmedikçe…
“Göz görmek isterse görülecek yer bitmez, gönül git-
mek isterse gidilecek yol bitmez” diyerek, ertesi gün
yolumuzu, Mardin’e 30-40 kilometre uzakl›ktaki Da-
ra’ya çeviriyorum.
25



































   25   26   27   28   29