Page 135 - SEDEF - Hz.Mevlana'dan İnciler
P. 135
!
!
Dün aşk, bana, ben tamamen nazım;
ben naz ettiğim an, sen de tamamen niyaz ol, dedi. Sen nazı bırakınca tamamen niyaz olursun, ben de kendimi senin için tamamen niyaz yaparım.
!
Her gün sabahleyin size sala olsun... Şahın, o Murtaza Şahın oturduğu yerde, gönül iki elini bağlayarak huzurunda divan durur; Şahın eliyle, sa- yısız altınlar, nimetler bağışlar; öyle nimetler ki, aşk mesihinin eli o ver- gilerle nasip dağıtır; ölüye muhakkak saadet, hastaya muhakkak şifa verir...
Can; cihan durdukça, ebediyen onun şarap kasesinin sarhoşudur. Gönül, cismin sofrasına, bizim payımız olan şarap kasesini arasıra koyar da ten: “Ten tenen...” nağmeleriyle oynamaya başlar... Can, zaten o yokluk ve fanilikte harap ve sarhoştur... Cennet aşkın nazından ve safasından dirildi. O hükmün verildiği yerde, akıl kadısı da sarhoştur. Hepsi gelirler akıl üs- tadından sorarlar:
“Bu büyük fitne İslamın arasına niçin düştü?”
Akl-ı kül müftüsü, bu soruya şu fetva ile cevap verir:
“Bu ancak kıyamettir; ister kabul et; ister etme!”
O zaman, bütün incileşmiş canlar mekansızlık denizinden canların incile- rini, mercanlarını saçarlar... Aşk hatibi, elinde Zülfekar, vuslat bayramının yerinde görünür, o şahsın şükranlarını sunar... Aşk sarayının mahremiyet perdesindeki seçkinlerin en ileri gelenleri sarayın kapısında, onu görmek hevesiyle dizi dizi otururlar... O şah perde arasından onlara bakınca hep- sinden: “Merhaba!” naraları yükselir... Şahın göğsü dışarıya bir parıltı göstermek ister, fakat o göğsün parıltısı göklere de sığmaz...
Dört unsur, bu varlık çömleğinde kaynaşırlar... Ne toprağın, ne ateşin, ne suyun, ne havanın kararı vardır. Bazen toprak, kendi hevesiyle otlara bü- rünmüştür. Bazen su, bu sevgi için hava olmuştur; su, birleşme yolunda ateş olmuş, ateş de aşkından bu fezada hava olmuştur. Hasılı rukünler (unsurlar), damataşı gibi bir evden bir eve dolaşır dururlar. Neden?
!135

