Page 139 - SEDEF - Hz.Mevlana'dan İnciler
P. 139
!
!
Gel! Senin o yanağının parıltısı şamdan mumunun ışığı değil!! O sendeki nakışlar, sudan ve insan tohumundan değil gel!
Kendini öfke içinde gizleme. Sendeki bu güzellik gizlenecek güzellikler- den değil gel!
!
Aşk oltası canımda onun saçlarının büklümleriyle bilişince, puta tapan canı aşk hançerine el attı.
Devlet gönlün kulağına eğildi de can bizim aşkımızla kurtuldu dedi; şu gönül de o kurtuldu sözüne binlerce can feda etti.
Can kıskançlıkla düşüp yerlere serilince, devlet artık kolay kolay sıçrayıp kalkmaz; şu gönlümde canımsa oturmuş da onun sıçramasını bekliyor dedi.
Mademki varlık yokluktadır; şu halde varlıkta var olan hiçbir şey yoktur; cana bir ateştir gelmiştir de bütün varlığını yakmış gitmiştir.
Canın ömür fermanını devlet elli kere, altmış kere okudu; onu düzdü, koştu, altmışıncıda, ebedidir diye tomara yazdı.
Ulular ulusu Şemseddin’in canı öylesine yücedir ki yüceliği yüzünden, oturduğu kalktığı yeri ne Cebrail bilir, ne vahiy.
Şu aklım kadehini gördü de testi gibi kırılıverdi; fakat o kırılışıdır ki ona sonsuz sağlamlıklar bağışladı.
Canım da aşkını görünce şu söyleyişten yüceldi; devletle yücelere de yü- celiş verdi, aşağılara da.
A gönül, arslan avcısısın amma o ceylandan gene de kork; çünkü onun sarhoş arslanının avları arslanlardır.
Yaşayışlar belirten kılıcıyla ölümün başını kesince, devlet, atından indi de elini öptü.
Tanrı’dan “Rabbiniz değil miyim” sesi geldiği gün, bu sese ilk önce evet diyen Tebriz’di.
!
!139

