Page 3 - http://www.tarkan.com.tr/index.php/tr/
P. 3
ancak içlerinden ıhlasın Kulların müstesna. Yâni hâlis taatın için
seçilmiş lekesiz has kulların aklanmazlar,» dedi.
Allahü Teâlâ, Şeytanın beşerin ilk maddesine bakarak onlara
mutlak tahakküm edebileceğine kaail olmasına rağmen, muhlas
kullar için hakkı teslim etmesi üzerine buyurdu ki:
— «işte bu dediğin, sahiplerini azıtamayacağını itiraf ettiğin o ihlâs
ve tevhîd, bana kavuşturan dosdoğru bir yol, hak bîr kanundur.
Hakikaten kullarım üzerine ne sözle ilzam edecek bir delilim, ne
fiilen musallat olacak bu kudretin yoktur. Ancak sana uyan
azgınlar müstesna. Yani ancak onları sürükleyebilirsin. Fakat o da
senin hükmün ile değil, onların iradelerini kötüye kullanarak sana
uymaları ve arkana düşmeleri sebebiyledir. Yoksa muhlaslara
tasallut edemediğin gibi, diğerlerine de edemezsin. Şüphesiz
Cehennem de o sana uyan azgınların vaad olunan yerleridir.»
Allahü Teâlâ, insanın şerefli, itibarlı ve kendisine halife olmaya
lâyık bir mahlûk olduğunu göstermek üzere Hz. Adem'e bütün
esmayı talim ederek ilim ve kelâm sıfatlarına mazhar kıldı, sonra
da o âlemini Meleklere işaret ederek:
— Haydin, siz îmân ile ifade etmek istediğiniz hilâfete lâyık olma
dâvanızda isabetli iseniz; işte bunların isimlerini bana güzelce
haber veriniz, buyurarak onları, acziyetlerini izhar ve isbat için
imtihan etti.
Bu imtihana karşı Melekler:
— Subhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka bizim hiç
bir ilmimiz yoktur, her şeyi bilen ve dâima bilen âlim, her şeyde
hakim, hakikaten Sensin ve ancak Sensin, diyerek acziyetlerini
izharla tesbîh eylediler.
Melekler acziyetlerini izhar ve hikmet ilmini teslim edince, Allahü
Teâlâ: .