Page 19 - Yürüyüş Dergisi 40. Sayısı...
P. 19
Bu dava, avukat haksızlıklara, zulme karşı mücadele deyim yerindeyse ellerinin tersiyle itip
ihtiyacının kendini etmekten hep uzak duruyor, tehlikesiz özgürlüklerini hatta hayatlarını (çünkü
en fazla hissettirdiği ama kendilerini "şöhret" yapabilecek bu davada "sanık"ların bir kısmı idamla
ancak zamanın işler peşinde koşuyorlardı. Yüzlerindeki yargılanıyordu) bu "çömez", "çaylak"*
"devrimci", "demo- sahte ilericilik maskelerini yakından avukatlara emanet ettiler.
krat" olarak bilinen gördük ve öğrendik.”(12 Eylül ve TA- İşte Halkın Hukuk Bürosu'nu kuran,
avukatlarının bu ih- YAD; syf 14-15) aralarında Devrimci Sol önderi Dursun
tiyacı karşılayamadığı davalardan bi-
İkincisi; bu avukatların içinde ger- Karataş'ın da bulunduğu davanın "sa-
riydi aynı zamanda.
çekten iyi niyetli olan, devrimcilere nık"larının avukatlığını üstlenen "çö-
Bunun iki nedeni vardı: Birincisi; yardımcı olmak, onların savunmalarını mez" avukatlardı. Ve Halkın Hukuk
bu avukatların önemli bir kısmı, bu üstlenmek isteyenler de vardı ancak Bürosu'nu dünyada bir eşi daha bu-
kimliklerinin arkasında bir "tüccar avu- örgütsüzdüler, bu nedenle faşizmin lunmayan örgütlü bir siyasi avukatlık
kat" kimliği saklıyordu. Yani aslında baskıları karşısında direnebilecek du- bürosu yapan şey de "çömez" avukat-
bu avukatlar, avukatlığı "ticari bir iş" rumda değillerdi. Bu durum onları git- lara duyulan bu sınırsız güvendi.
olarak görüp devrimcileri "müşteri" tikçe mücadelenin daha da dışına itiyor, Devrimci avukatlığın ete kemiğe
olarak görüyor ama aynı zamanda bu da onları gittikçe daha fazla şekilde büründüğü bir geleneğin temellerini
bunu "devrimci avukatlık", "siyasi avu- birinci grupta yer alan avukatlara ya- atan bu deneyimsiz ama kendilerine
katlık" kimlikleri ile gizliyorlardı. Ve kınlaştırıyordu. güvenli genç avukatlar, devrimci avu-
bu durumu meslekte profesyonellik
katlığın da en özlü tanımını yaptıkları
olarak teorileştiriyorlardı. Ve Halkın Hukuk Bürosu
savunmalarına şöyle başladılar: “Dev-
12 Eylül Cuntası yargılamalarındaki (HHB) Kuruluyor rimci Sol Davası savunmasını üstlenen
tutuklu ailelerin avukatlar hakkındaki
İşte Halkın Hukuk Bürosu örgüt- biz avukatlar; birkaç söz söylemek is-
anlatımları şöyleydi; “Metriste sık sık
süzlüğün esas olduğu bu olumsuz tablo tiyoruz. Önce şunu belirtelim Türki-
görüşlerimiz kesildiğinden, böylesi
üzerinde kurulmuştur. Ve kurulmasıyla ye'nin en büyük ve önemli siyasi da-
günlerde avukatları dolaşır, ‘Biz gö-
birlikte, cuntanın en büyük yargıla- valarından biri olan Devrimci Sol Da-
rüşemiyoruz, bari sizler gidin, en azın-
maları olan 1243 kişinin yargılandığı vası'nın savunmasını üstlenmekten Sayı: 40
dan sorunlarını öğrenin’diye rica eder-
Devrimci Sol davasının savunmanlığını onur duyuyoruz.
dik. Gitmedikleri halde gittik diyenler Yürüyüş
üstlenmiştir. Savunmayı hazırlayan Bizlere hukuk fakültesinde sürekli
oldu, hem de sıkça... Gitmediklerini 12 Kasım
avukatların bir kısmı, yeni mezun ol- 2017
daha sonradan öğrenip, kendilerine hukuk-hukukdışı, haklı-haksız, kanu-
muş, bir kısmı stajer avukattır. nilik-meşruluk kavramları öğretilmeye
söyleyince türlü bahaneler uydurur-
lardı.... Evet, avukatların büyük bir Davanın yüzlerce sanığı idam suçla- çalışılırdı. Ama bunlar o yıllarda soyut
çoğunluğu Türkiye'nin ödlek, basit çı- masıyla yargılanırken, bu genç avukatların kalıyordu. Belki de bu davanın savun-
karlar peşindeki ‘aydınlar’ının bir par- sorumluluklarına uygun olarak davra- masını üstlenmeseydik bu soyutluk
çası durumundaydılar. Gerçek bir aydın, nacaklarından şüphe duymadılar. Küçük sürecekti. Ne zaman ki Devrimci Sol
hukukçu kimliğine sahip olmaktan, burjuvazinin bütün hastalıklı ruh hallerini siyasi dava sanıklarının savunmalarını
üzerlerinde taşıyan "üstat" avukatları üstlendik; işte o zaman bu kavramlar
"İşte, çok pratik bir adalet: Herkese Bütün çocuklar yazın deniz kıyısına tatile gider
aynı şey. Ama gerçekte, hiçbir şey mi? Hayır. Bir sürü çocuk hayatında hiç deniz
böyle yürümüyor! görmemiştir, bazılarıysa her yıl denize gider.
Beşinci sınıfın öğretmeni, Fransız Herkesin yeterli yiyeceği var mıdır? Hayır.
futbol takımının kalecisinin kazandığı Milyonlarca insan ne isterse onu, hatta daha
kadar para kazanır mı? Hayır. fazlasını yer; milyonlarca başka insansa hep
Kaleci, öğretmenin yüz katı kazanır. Oysa, öğ- açtır, hatta açlıktan ölenler bile vardır. Öyleyse?
retmenin önemli bir mesleği var: Çocuklara, bir Paylaşma nerede? Bu “herkese eşit” meselesi,
ömür boyunca işlerine yarayacak şeyler öğretiyor. pasta konusunda işe yarıyordu, ama diğer konu-
Fransız futbol takımının kalecisiyse yalnızca gelen larda gerçekten de durum hiç böyle değil!" (ÇITIR
topları tutuyor! FELSEFE, Adalet ve Haksızlık, Syf. 8-9)
Dergimizin 40. sayısının yayınlandığı 12 Kasım 2017 günü;
*KEC- Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevlerinin 249. günündeler
*Yüksel Direnişi 369. gününde
*Esra Özakça açlık grevi direnişinin 174. gününde
*KEC- Düzce Alev Şahin direnişinin 265. gününde
*Mehmet Güvel açlık grevinin 134. gününde - *Feridun Osmanağaoğlu açlık grevinin 91. gününde
*Ankara Numune Hastanesi önünde süren nöbet 49. gününde
19
FAŞİZMİ YENECEĞİZ