Page 7 - Neşide Dergisi 5.Sayı E-Book
P. 7

Deneme




               Yaşlanmak






               Başlanmaktır








               Kemal SAYAR*




                     atı dünyasında yaşlıların giderek yalnızlaş-  ölümün her türlü tezahür ve hatırlatıcısını sosyal
                  Btığını  biliyoruz.  Üretim  çarkından  çekilen   hayattan  tehcir  etmek  amacını  taşıyor.  Ölümün
               ve tüketici olarak da yeterince dinamik bulunma-  yokluk anlamına geldiği agnostik bir iklimde bu
               yan yaşlılar, adeta toplumun kıyısına itiliyor. Yaş-  anlaşılabilir  bir  savunma  gibi  görünüyor.  Oysa
               lanmanın getirdiği doğal bedensel zayıflık, yaşlı   'hayatın akıp ölüme katışmaktan başka bir gaye-
               insanların  utanmaları  gereken  bir  durum  olarak   sinin olmadığı' bir kültürde ölüm, yokluk ve nihai
               sunuluyor  ve  devreye  anti-aging  türü  maskara-  son anlamına gelmiyor ve bu yüzden yaşlılık ikrah
               lıklar  sokuluyor.  Anti-aging  ideolojisi  bize  şunu   edilecek  bir  durum  olarak  görülmüyor.  Yaşlılık
               söylüyor: Genç olan daha iyidir. Beden genç, ince   Erik Erikson'un dile getirdiği gibi hayatın bütün-
               ve güzel görünmelidir ki insanlar onun üzerinden   lüğünün kavrandığı bir durak ve insan oradan, bi-
               onu  taşıyan  kişiye  değer  versinler.  Modernite   riktirdiği bilgelikle hayatı seyredebilir. Doğu veya
               gençliği  adeta  kutsuyor,  bütün  hayatı  gençliğin   İslam  kültürlerinde  yaşlılığın  bilgelikle  bir  tutul-
               kendisini  tekrar  ettiği  bir  döngü  olarak  kurmak
               istiyor. Bu da yaşamışlığın getireceği derinlik ve
               adanmışlığı reddetmek anlamına geliyor. Yaşlı in-
               sanın biriktirdikleri kıymetsiz gösteriliyor. Burada
               modernliğin o bildik eski masalıyla karşılaşıyoruz,
               insana sürgit bir yurtsuzluk duygusu olarak yan-
               sıyan köksüzlük, bir ev ve aidiyet eksikliği. Yaşlıyı
               toplumdan kovan, onun hikâyelerini de kovuyor
               ve yeni nesillere bir önceki neslin hikâyeleri yeri-
               ne sinema stüdyolarında veya dizi film setlerinde
               çekilen  yeni  hikâyeler  takdim  ediliyor.  Nesiller
               arasındaki süreklilik duygusu aşınıyor.
                  Yaşlıya  duyulan  tiksinti  aslında  modern  Ba-
               tı'da ölümün müstekreh bir olgu olarak karşılan-
               masından doğuyor. 'Bir ayağı çukurda olan' yaşlı
               kişi, ölümü hatırlattığı için hayattan kovulmak is-
               teniyor. Ölüm çağdaş Batılının sürekli bastırdığı,
               inkâr ettiği, ona karşı savaştığı, kabullenilemez bir
               durum. Foucault'yen bir dille konuşacak olursak,
               nasıl  akıl  hastalarının  maruz  bırakıldığı  'büyük
               kapatma'  toplumun  sahte  standartlarına  uyum
               sağlamış 'normaller'i korumak amacına matufsa,
               yaşlıların huzur evlerinde temerküz edilmeleri de

               *   Prof. Dr., Psikiyatrist & Psikoterapist, Yazar.


                                                                                                     5
   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12