Page 225 - Hz. Mehdi Hakkında Bilgiler
P. 225

Harun Yahya (Adnan Oktar)


                   Gittim, gördüm ki, münevver, emsalini dünyada görmedi-
               ğim, Selef-i Salihînden ve a'sârın meb'uslarından her asrın
               meb'usları içinde bulunur bir meclis gördüm. Hicap edip ka-

               pıda durdum. Onlardan bir zat dedi ki:  "Ey felâket, helâket as-
               rının adamı, senin de reyin var. Fikrini beyan et."  Ayakta du-
               rup dedim:  "Sorun, cevap vereyim."  Biri dedi: "Bu mağlûbi-
               yetin neticesi ne olacak; galibiyette ne olurdu?"  Dedim:

               "Musibet şerr-i mahz olmadığı için, bazan saadette felâket ol-
               duğu gibi, felâketten dahi saadet çıkar. Eskiden beri i'lâ-yı ke-
               limetullah ve beka-yı istiklâliyet-i İslâm için, farz-ı kifaye-i ci-
               hadı deruhte ile kendini yekvücut olan âlem-i İslâma fedaya
               vazifedar ve hilâfete bayraktar görmüş olan  bu devlet-i
               İslâmiyenin felâketi, âlem-i İslâmın saadet-i müstakbelesiyle

               telâfi edilecektir. Zira, şu musibet, maye-i hayatımız ve âb-ı
               hayatımız olan uhuvvet-i İslâmiyenin inkişaf ve ihtizazını hâri-
               kulâde tacil etti. Biz incinirken âlem-i İslâm ağlıyor. Avrupa zi-
               yade incitse, bağıracaktır. Şayet ölsek, yirmi öleceğiz, üç yüz         BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ HAZRETLERİ'NİN BAZI KERAMETLERİ
               dirileceğiz. Harikalar asrındayız…" (Sünuhat, ss. 55-57)



                        Bediüzzaman'ı ağlatan Eskişehir

                         Lisesi'ndeki hanım öğrenciler


                   "Bir zaman, Eskişehir hapishanesinin penceresinde bir
               cumhuriyet bayramında oturmuştum. Karşısındaki lise mek-
               tebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyor-
               lardı. Birden manevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyet-

               leri bana göründü. Ve gördüm ki: O elli-altmış kızlardan ve
               talebelerden kırk-ellisi kabirde toprak oluyorlar, azab çeki-
               yorlar. Ve on tanesi, yetmiş-seksen yaşında çirkinleşmiş, gen-
               çliğinde iffetini muhafaza etmediğinden sevmek beklediği
               nazarlardan nefret görüyorlar.. kat'î müşahede ettim. Onların




                                            223
   220   221   222   223   224   225   226   227   228   229   230