Page 612 - Risale-i Nur - Sözler
P. 612

614                                                                                                                                    SÖZLER


             Öyle de: Şu Şecere-i Kâinat, bir Menba-ı Vahdetten Vücud alır, terbiye
           görür. Ve o Kâinatın meyvesi olan İnsan, şu kesret-i mevcûdat içinde, Vah-
           deti gösterdiği gibi; Kalbi dahi, Îman gözüyle kesret içinde Sırr-ı Vahdeti
           görür.

             Hem o meyveler ve tohumlar, Hikmet-i Rabbaniyenin telvihatıdır. Hik-
           met  onlarla  Ehl-i  Şuura  şöyle  ifade  ediyor  ve  diyor  ki:  "Nasıl  şu  ağaca
           müteveccih  küllî  nazar,  küllî  tedbir,  külliyetiyle  ve  umumiyetiyle  birtek
           meyveye bakar. Çünki o meyve, o ağaca bir misâl-i musaggardır. Hem o
           ağaçtan maksud, odur. Hem o küllî nazar ve umumî tedbir, bir meyvenin
           içinde herbir çekirdeğe dahi nazar eder. Çünki çekirdek, umum ağacın mâna-
           sını,  fihristesini  taşıyor.  Demek  ağacın  tedbirini  gören  Zât,  o  tedbir  ile
           alâkadar bütün Esmasıyla, ağacın Vücudundan maksud ve İcadının gayesi
           olan herbir semereye müteveccihtir. Hem şu koca ağaç, o küçük meyveler
           için bazan budanır, kesilir, tecdid için bazı cihetleri tahrib edilir. Daha güzel,
           bâki meyveler vermek için, aşılanır..

             Öyle de: Şu Şecere-i Kâinatın semeresi olan beşer; Kâinatın Vücudundan
           ve  İcadından  maksud  Odur  ve  İcad-ı  Mevcûdatın  gayesi  de  Odur.  Ve  o
           meyvenin çekirdeği olan İnsanın Kalbi dahi, Sâni'-i Kâinat'ın en münevver
           ve en câmi' bir âyinesidir. İşte şu Hikmettendir ki: Şu küçücük İnsan, Neşir
           ve Haşir gibi muazzam inkılablara medar olmuş. Kâinatın tahrib ve tebdiline
           sebeb olur. Onun muhakemesi için dünya kapısı kapanıp, Âhiret kapısı açılır.

             Mâdem Haşrin bahsi geldi. Kur'an-ı Mu’ciz-ül Beyan'ın Haşrin isbatına
           dair Cezalet-i Beyanını ve Kuvvet-i İfadesini gösteren bir Nükte-i Hakikatını
           beyan etmeğe münasebet geldi. Şöyle ki:

             Şu  Tefekkür  neticesi  gösteriyor  ki:  Beşerin  muhakemesi  ve  Saadet-i
           Ebediye kazanması için lüzum olsa bütün Kâinat tahrib edilir ve tahrib ve
           tebdil edecek bir Kudret görünüyor ve vardır. Fakat Haşrin meratibi var. Bir
           kısmına Îman Farzdır. Marifeti lâzımdır. Diğer kısmı, Terakkiyat-ı Ruhiye
           ve  Fikriyenin  derecatına  göre  görünür.  Ve  ilim  ve  marifeti  lâzım  olur.
           Kur'an-ı Hakîm, en basit ve kolay olan mertebeyi kat'î ve kuvvetli isbat için
           en geniş ve en büyük bir Daire-i Haşri açacak bir Kudreti gösteriyor. İşte
           umuma Îman lâzım olan Haşrin mertebesi şudur ki: İnsanlar öldükten sonra,
           Ruhları  başka  makamlara  gider. Cesedleri çürüyor. Fakat İnsanın cesedin-
           den, bir çekirdek, bir tohum hükmünde olacak  بنَّذلا بجع tabir edilen kü-
                                                       ْ  َ  ُ ْ َ
           çük bir cüz'ü bâki kalıp Cenab-ı Hak, onun üstünde Cesed-i İnsanîyi Haşirde
           halkeder, onun
   607   608   609   610   611   612   613   614   615   616   617