Page 51 - NABIZ İkinci Sayı_Gorgeous
P. 51

açmasını beklemektedir. Günler aylar geçer ve ümit kesilir. Artık duvarlar yıkılsa bile Anarka-
          li’nin sağ çıkma ihtimali yoktur. Bekleme duvarının önü boşalır ve prens Salim Şah tek başına

          tevekkül ile beklemeye devam eder.

          Mevsim bahar olur ve bir gün o taş duvarda kıpırtı başlar. Prensin gözünü ayırmadığı kapının
          taş örgüleri arasından ince zarif bir dal filizlenir. Bunu duyan halk tekrar toplanmaya başlar ve
          filizlenen dalı izlemeye başlarlar.

          Taşın bağrından filizlenen dallar tomurcuklara, tomurcuklar da çiçeklere dönüşecektir. Tomur-

          cuklanan dallar ile birlikte çiçek açacaktır tekrardan aşk.

          Bir sabah duvarın önüne gelen halk kapının baştan başa kırmızı nar çiçekleri ile kaplı
          olduğunu görürler. Hayranlık veren bu görüntünün köle Anarkali’nin güzelliğinden aldığı
          söylenir. Mevsimler boyu aşkın umuduyla duvara gelen prens, nar çiçekleri kaplı kapıya

          yaslanıp huzurlu bir şekilde aşkına kavuşmanın mutluluğu ile ruhunu teslim eder.

          Rivayete göre ateş rengi nar çiçeklerinin çıkış yeri güzeller güzeli Anarkali’nin aşk dolu
          kalbidir ve Hint dilinde Anarkali nar çiçeği demektir.

          “Şavkıması, sana doğru yolların

          Sana doğru, denizlerin çağrısı
          Çırıl çırıl ötelerde bir güzel

          Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim...
                                                                                                                 49

                        Çıkmaz sokaklarda bu minyatür kim?

                        Bu göğüs kim, ya bu gözler, bu saçlar?
                        Uzak bir özlemde ayak seslerin
                        Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim...                                                  https://www.youtube.com/watch?v=VcPdLcMSax4



                                       Kırk odanın kırkında da kırk güzel
                                       Kırk aynada çengi çengi bir güzel

                                       Çağlar ötesinde bir avuç nota
                                       Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim...



                        Bu yıldızlar doğan günü çağrışır
                        Bu gündüzler gözlerini çağrışır

                        Ya kimlere verdin avuçlarını
                        Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim...



          Vurdum tellerine seni, sazımın
          Sende anahtarı, alın yazımın

          Yağmur yağmur serpil yalnızlığıma
          Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim...”
   46   47   48   49   50   51   52   53   54   55   56