Page 659 - Risale-i Nur - Şualar
P. 659
15. ŞUÂ - EL - HÜCCETÜZZEHRA 661
meyve bir büyük ağaç kadar müşkilâtlı olur. Ve belki Zîhayatın bedeninde
acib vazifeleri gören herbir zerreye herşeyi görecek bir göz ve herşeyi
bilecek bir İlim verilmek lâzımdır ki, o ince ve mükemmel vazife-i
hayatiyeyi yapabilsin. Hem Vahdette yüsr ve sühulet ve kolaylık o dereceye
gelir. Nasılki bir ordu teçhizatı bir tek Elden, birtek fabrikadan gelmesiyle,
birtek neferin teçhizat-ı askeriyesi gibi kolaylaşır, eğer ayrı ayrı eller
karışsa ve muhtelif cihazat herbiri başka fabrikadan alınsa, o vakit birtek
nefer teçhizatı, kemmiyet noktasında bin müşkilâtla tedarik edilebilir,
müteaddid âmir ve zabitler karıştığı cihetiyle bin nefer kadar suubet peyda
eder. Hem bin neferin idaresi ve kumandanlığı birtek zabite verilse, bir
cihette bir nefer kadar kolay olur, eğer on zabite veya neferlere bırakılsa,
pek karışık ve müşkil düşer. Aynen öyle de; herşey Vâhid-i Ehad'e verilse,
birtek şey gibi kolay olur. Eğer esbaba isnad edilse, birtek Zîhayat, zemin
kadar müşkül, belki imkânsız olur. Demek Vahdette kolaylık, Vücub ve
lüzum derecesine gelir. Ve kesretli eller karışmakta suubet, imkânsızlık
derecesine düşer.
Risale-i Nur Mektubat'ında denildiği gibi, eğer gece-gündüzdeki
tebeddülâtı ve yıldızların harekâtı ve senedeki güz, kış, bahar, yaz gibi
mevsimlerin tahavvülâtı birtek Müdebbire ve Âmire bırakılsa; o
Kumandan-ı A'zam, bir neferi olan küre-i arza emreder ki: "Kalk, dön,
gez!" O da, o İltifat ve Emrin neş'e ve sevincinden meczub Mevlevî gibi
iki hareketiyle yevmî ve senevî tahavvülâta ve yıldızların zahirî ve hayalî
hareketlerine gayet kolayca bir vesile olup Vahdetteki tam sühulet ve gayet
kolaylığı gösterir. Eğer o tek Âmire değil, belki esbaba ve yıldızların
keyiflerine bırakılsa ve arza "Sen dur, gezme" denilse; o halde, arzdan
binler derece büyük, binler yıldızlar ve güneşler, her gece ve her sene
milyonlar ve milyarlar senelik mesafeleri kesmek ve gezmekle mevsimler
ve gece gündüz gibi o vaziyet-i arziye ve semaviye husul bulabilir. Ve
imkânsızlık ve muhaliyet derecesinde müşkül ve suubetli düşer...
ِ ِ
ة
Üçüncü Basamaktaki يدحَلْا ِ لٰجتو Kelimesi, pek büyük ve çok
َ َ َ
َّ َ
ince ve derin ve gayet geniş bir Hakikata işaret eder. Onun izah ve isbatını
Risale-i Nur'a havale edib, gayet kısa bir temsil ile birtek Nüktesini beyan
edeceğiz.