Page 805 - Yaratılış Atlası 3. Cilt
P. 805

Harun Yahya






             sebep sonuç iliflkisi içinde yaratan bir gücün varl›¤›ndan emin oluruz. Bu güç Allah't›r. Ve Allah, bizim
             için bu görüntüleri yaratmad›¤›nda bizim için dünya hayat›, yaflam olmaz. Öyle ise bizim her an›m›zda,
             Allah'›n yarat›fl› ve Allah'›n isimlerinin tecellileri kesintisiz devam eder. Örne¤in bu kitab› okuyan kifli

             için Allah kesintisiz olarak bu kitab›n ve üzerindeki yaz›lar›n, resimlerin görüntülerini yaratmaya de-
             vam etmektedir.
                 Bu bize Allah'›n Hal›k s›fat›n› ve yaratmadaki gücünü gösterir. Allah flu anda, yeryüzündeki milyar-
             larca insana milyarlarca ayr› görüntüyü izlettirmektedir. Ve bu görüntülerin her biri kesintisiz olarak,
             büyük bir uyumla, en ince detay›na kadar yarat›lmaktad›r. Hiçbir insan›n görüntüsünde en küçük bir

             ayr›nt› dahi eksik kalmadan kendisine gösterilmektedir. Bu hakikati düflünmek, insanlara Allah'›n son-
             suz gücünü, alemlerin tek hakimi oldu¤unu gösterecektir.
                 ‹mam Rabbani maddenin hayal mertebesinde yarat›ld›¤›n› anlat›rken, Allah'›n isimlerini his ve ve-

             him mertebesinde tecelli ettirdi¤ini flöyle aç›klam›flt›r:
                 ... Sübhan Hak, kemal-i kudreti ile, adem (yokluk) aleminde isimlerden her bir isim için mazharlardan bir

                 mazhar tayin etti. Ve onu, his ve vehim mertebesinde yaratt›. Hem de diledi¤i vakitte ve istedi¤i flekilde...
                 Alemin sübutu (sabitli¤i), his ve vehim mertebesinde olup hariç mertebede de¤ildir... Hariçte (d›flar›da)
                 dahi, yüce Vacib Zat'›n (Allah'›n) zat ve s›fatlar›ndan baflkas› da sabit ve mevcud olmaya...        52

                 Bu gerçe¤in fark›nda olan bir insan›n baflar›lar›n›, elde etti¤i zenginli¤i, eflyalar›n›, ünvanlar›n› ken-
             disinden bilmesi, bunlar› sahiplenerek böbürlenmesi de imkans›z hale gelir. Çünkü her an, her yerde

             Allah'›n isminin bir tecellisini, Allah'›n kendisine alg›latt›¤› bir görüntüyü izledi¤ini çok iyi bilir. Allah'a
             karfl› ne kadar muhtaç ve aciz oldu¤unu asla unutmaz. Allah'›n afla¤›daki ayetinde de bildirdi¤i gerçe-
             ¤e, "hakku'l-yakin" (kesin bir gerçek olarak) iman eder:

                 Ey insanlar, siz Allah'a (karfl› fakir olan) muhtaçlars›n›z; Allah ise, ⁄aniy (hiçbir fleye ihtiyac› olma-
                 yan)d›r, Hamid (övülmeye lay›k)t›r. (Fat›r Suresi, 15)



                 ‹tiraz: "Bu, geçmiflte idealistlerin öne sürdü¤ü eski bir felsefedir."
                 Cevap: Baz› çevreler, maddenin gerçe¤inin anlat›lmas›ndan büyük bir rahats›zl›k duyduklar› için,
             maddenin beynimizde gördü¤ümüz bir hayal oldu¤u gerçe¤ini, geçmiflte öne sürülmüfl felsefelerden bi-
             ri olarak göstermeye çal›flmaktad›rlar. Oysa bilimsel geliflmeler, bu konunun bir felsefe de¤il, bilimsel

             bir gerçek oldu¤unu ortaya koymaktad›r. Dolay›s›yla söz konusu kiflilerin çabalar› boflunad›r.
                 Kald› ki, bir fikrin daha önceki devirlerde de baflka düflünürler taraf›ndan savunulmufl olmas› o fik-
             ri ne geçersiz k›lar ne de de¤ersizlefltirir. Maddenin bir alg› oldu¤u gerçe¤i geçmiflte de ça¤›m›zda da ki-
             mi insanlar taraf›ndan anlafl›lm›fl ve ifade edilmifltir.

                 Ayr›ca geçmiflte yaflam›fl olan idealistlerin fikirleri, onlara karfl› ç›km›fl olan materyalistler taraf›ndan
             çürütülebilmifl de¤ildir ki, "geçmiflte de bu konu söylendi" diyenlerin bir hakl› taraf› olsun.


                 Dünyay› Beynimizde Gördü¤ümüz Konusu Bir Felsefe De¤ildir:


                 Maddenin asl› hakk›ndaki gerçekler, ilk defa keflfedilmifl bir konu de¤ildir, geçmiflte bu gerçe¤in sa-
             dece bir felsefe olarak anlat›ld›¤› do¤rudur. Ancak günümüzde bu gerçek bilimsel olarak ispatlanm›flt›r.

                 Tarih boyunca birçok düflünür, din ve bilim adam› bu konuyu gündeme getirmifl, maddenin gerçek-
             te bir alg›lar bütünü oldu¤unu anlatm›flt›r. Örne¤in Eski Yunan felsefecilerinden Pisagor, Elea okulu,
             özellikle "Ma¤ara ‹desi" ile Eflatun gibi birçok düflünür bu konuyu bir yönüyle aç›klam›flt›r. Zerdüfltlük,
             Budizm, Taoizm, Yahudilik ve H›ristiyanl›k gibi dinlerin elde kalan metinlerinde de bu konudan bahse-
             dildi¤i görülür. ‹mam Rabbani, Muhyiddin Arabi, Mevlana Cami gibi büyük ‹slam alimleri de madde-

             nin hakikati konusunu bütün aç›kl›¤› ile anlatm›fllard›r. Bu konuda görüfllerine yer verilmesi gereken en
             önemli isim, ‹rlandal› bir din adam› ve filozof olan Berkeley'dir.
                 Maddenin bir alg›lar bütünü oldu¤unu aç›klayan Berkeley, döneminde yaflayan ve maddeyi mutlak

             bir varl›k olarak kabul eden materyalistler taraf›ndan a¤›r sald›r›lara u¤ram›fl, hakaret ve iftira yoluyla
             susturulmaya çal›fl›lm›flt›r. Bu materyalistlerden biri, Bertrand Russell'd›r. Ancak Russell, maddeci çev-




                                                                                                                          Adnan Oktar    803
   800   801   802   803   804   805   806   807   808   809   810