Page 603 - Risale-i Nur - Sözler
P. 603

İKİNCİ MEVKIF







                                     دمصلا     للَّٰا  ڬ     دحَا   ُ ه  للّٰا  وه  ْ لق
                                         ُ ه
                                                          ُ
                                               ٌ َ
                                   ُ َ َّ
                                                      َ ُ

                  Şu Mevkıfın Üç Maksadı Var

                                B İ R İ N C İ    M A K S A D

             [Bir  yıldızın  tokatıyla  yere  sukut  eden  ehl-i  şirk  ve  dalâletin  vekili,  zerrelerden
           yıldızlara kadar hiçbir yerde zerre miktar şirke yer bulamadığından, o tarzdaki davadan
           vazgeçip, fakat şeytan gibi, Vahdete dair teşkikat yapmak için  Üç Mühim Sual ile,
           Ehadiyete ve Vahdete dair Ehl-i Tevhide vesvese yapmak istedi.]

             BİRİNCİ SUAL:  Zendeka lisanıyla diyor ki: "Ey Ehl-i Tevhid! Ben,
           kendi  müekkillerim  namına  bir  şey  bulamadım,  mevcûdatta  bir  hisse
           çıkaramadım,  mesleğimi  isbat  edemedim.  Fakat  siz  ne  ile  nihayetsiz  bir
           Kudret Sahibi bir Vâhid-i Ehad'i isbat ediyorsunuz? Neden Onun Kudretiyle
           beraber başka eller karışmasını kabil görmüyorsunuz?"

             ELCEVAB: Yirmiikinci Söz'de kat'î isbat edilmiş ki; bütün mevcûdat,
           bütün zerrat, bütün yıldızlar, herbiri Vâcib-ül Vücud'un ve Kadîr-i Mutlak'ın
           Vücub-u Vücuduna birer Bürhan-ı Neyyirdir. Bütün Kâinattaki silsilelerin
           herbiri,  Onun  Vahdaniyetine  birer  delil-i  kat'îdir.  Kur'an-ı  Hakîm  hadsiz
           Bürhanlarında isbat ettiği gibi, umumun nazarına en zahir Bürhanları daha
           ziyade zikreder. Ezcümle:


                                              ِ
                  ٓ ِ
                        ِ
                                                                     ِ
                    هتايٰا نمو  ڬ     للّٰا نُلوقيَل ضرَلاْاو تاومسلا قَلخ نم مهتْلَاس ئَِلو
                                                       َ َ ْ َ ْ ُ َ
                                   ُ َ
                                                                    ْ َ
                                            َ
                    َ ْ َ
                             ُ ه َّ
                                                 َ ٰ َّ
                                       َ ْ
                                                                  َ
                          مُكناوْلَا و مُكتنسْلَا فَلاتخاو ضرَلاْاو تاومسلا قْلخ
                        ِ
                                 ِ ِ
                                                        ِ
                                           ِ
                                                                ُ َ
                      ْ
                                  َ
                             َ ْ
                                                          َ ٰ َّ
                                            ْ َ
                                        ُ
                                                  ْ
                          َ
                                                     َ

           gibi pekçok Âyâtla, Kur'an-ı Hakîm; Hilkat-ı Arz ve Semâvatı, Vahdaniyete
           bedahet   derecesinde   bir   Bürhan   gösteriyor   ki,   ister   istemez   Zîşuur
   598   599   600   601   602   603   604   605   606   607   608