Page 600 - Risale-i Nur - Sözler
P. 600

602                                                                                                                                   SÖZLER

           İşte  sükûnet  içindeki  sükût-u  ecramdan  Sâni'-i  Zülcelal'in  ve  Kadîr-i
           Zülkemal'in Derece-i Kudret ve teshirini ve nücumun Ona Derece-i İnkıyad
           ve itaatini anla.


                  ِ
              ٍ   ةمْكح      ٓ ف۪   ةَكرح  Hem  Semanın  yüzünde,  Hikmet  içinde  bir  hareketi
               َ
                        ً َ َ
           görmeyi Âyet emrediyor. Evet gayet acib ve azîm o harekât, gayet dakik ve
           geniş Hikmet içindedir. Nasılki bir fabrikanın çarklarını ve dolaplarını bir
           hikmet içinde çeviren bir san'atkâr, fabrikanın azamet ve intizamı derece-
           sinde derece-i san'at ve meharetini gösterir. Öyle de: Koca Güneşe, seyyarat
           ile beraber fabrika vaziyetini veren ve o müdhiş azîm küreleri sapan taşları
           misillü ve fabrika çarkları gibi etrafında döndüren bir Kadîr-i Zülcelal'in
           Derece-i Kudret ve Hikmeti, o nisbette nazara tezahür eder.

                                ِ
              ٍ   ةني    ٓ ف۪     ٓز   امسبت ةمشح      ٓ ف۪      ءلائَلت  Yani:  Hem  Semavat  yüzünde,  öyle  bir
                            ٍ
                       ً ُّ َ َ
                                     ً ُ ْ َ
                             َ ْ
               َ
           Haşmet içinde bir parlamak ve bir zînet içinde bir tebessüm var ki; Sâni'-i
           Zülcelal'in  ne  kadar  muazzam  bir  Saltanatı,  ne  kadar  güzel  bir  San'atı
           olduğunu gösterir. Donanma günlerinde kesretli elektrik lâmbaları, Sultanın
           Derece-i Haşmetini ve Terakkiyat-ı Medeniyede Derece-i Kemalini göster-
           diği gibi; koca Semavat o haşmetli, zînetli yıldızlarıyla Sâni'-i Zülcelal'in
           Kemal-i San'atını ve Cemal-i San'atını, öylece nazar-ı dikkate gösteriyorlar.

                                 ِ
                        ِ ِ
              ِ
                                        ِ ِ
                              ِ
                  ةعنصلا  ِ نازتا  عم  ةقْلخْلا  ِماَظتنا  عم  Hem  diyor  ki:  Semanın  yüzündeki
                               َ
                       َ ِّ َ َ
                                         ْ َ َ
               َ ْ َّ
           mahlukatın İntizamını, dakik Mizanlar içinde masnuatın mevzuniyetini gör
           ve anla ki: Onların Sânii ne kadar Kadîr ve ne kadar Hakîm olduğunu bil.
           Evet muhtelif ve küçük cirimleri veyahut hayvanları döndüren ve bir vazife
           için çeviren ve bir Mizan-ı Mahsus ile, herbirini muayyen bir yolda sevkeden
           bir  Zâtın  Derece-i  İktidar  ve  Hikmetini  ve  hareket  eden  cirimlerin  Ona
           Derece-i  İtaat  ve  musahhariyetlerini  gösterdikleri  gibi,  koca  Semavat  o
           dehşetli  Azametiyle  hadsiz  yıldızlarıyla  ve  o  yıldızlar  da  dehşetli
           büyüklükleriyle ve gayet şiddetli hareketleriyle beraber, zerre miktar ve bir
           saniyecik kadar hududlarından tecavüz etmemeleri, bir âşire-i dakika kadar
           vazifelerinden geri kalmamaları, Sâni'-i Zülcelallerinin ne kadar dakik bir
           Mizan-ı  Mahsus  ile  Rububiyetini  icra  ettiğini  nazar-ı  dikkate  gösterirler.
           Hem   de   şu   Âyet   gibi   Sure-i Amme'de    ve    sair    Âyetlerde    beyan
           olunan    Teshir-i Şems    ve    Kamer    ve    Nücumla    işaret    ettiği    gibi:
   595   596   597   598   599   600   601   602   603   604   605