Page 548 - Risale-i Nur - Tarihçe-i Hayat
P. 548
550 BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
hiç kimseyi bulamayıp, sonra yabanî ve sarhoş bir adamı yakalamışlar,
tehditkârâne, "Gel bunu imza et!" demişler. O da demiş: "Tövbeler tövbe-
si olsun! Bu acib yalanı kim imza edebilir?" Onları, puslayı yırtmağa
mecbur etmiş.
İkinci bir nümûne: Bilmediğim ve şimdi dahi tanımadığım bir zat,
atını, beni gezdirmek için vermiş. Ben de rahatsızlığım için teneffüs kasdı
ile, ekser günlerde, yazda bir iki saat gezerdim. O at ve araba sahibine elli
liralık Kitab vermiye söz vermiştim: Tâ Kaidem bozulmasın ve minnet
altına girmiyeyim. Acaba bu işte hiçbir zarar ihtimali var mı? Halbuki;
"O at kimindir?" diye, elli defa bizlerden hem vâli, hem adliyeciler, hem
zâbıta ve polisler sordular. Gûya büyük bir hâdise-i siyasiye ve asâyişe
temas eden bir vâkıadır. Hattâ bu mânasız soruşların kesilmesi için iki zat
hamiyyeten biri, "At benimdir", diğeri, "Araba benimdir" dedikleri için
ikisini de benimle beraber tevkif ettiler. Bu nümûnelere kıyasen, çok
çocuk oyuncaklarına seyirci olup gülerek ağladık ve anladık ki, Risale-i
Nur'a ve Şâkirdlerine ilişenler maskara olurlar...
O nümûnelerden lâtif bir muhavere: Benim tevkif kâğıdımda sebeb,
emniyeti ihlâl suçu yazıldığından, ben daha o puslayı görmeden müddei
umuma dedim: "Seni geçen gece gıybet ettim." Emniyet müdürü
hesabına beni konuşturan bir polise: "Eğer bin müddeiumumî ve bin
emniyet müdürü kadar bu memlekette Emniyet-i Umumiyeye Hizmet
etmemiş isem, üç defa Allah beni kahretsin" dedim.
Sonra bu sırada, bu soğukta, en ziyade istirahata ve üşümemeğe ve
dünyayı düşünmemeğe muhtaç olduğum bir hengâmda, garazı ve kasdı
ihsas eder bir tarzda, beni bu tahammülün fevkinde bu tehcir ve tecrid ve
tevkif ve tazyîka sevkedenlere, fevkalâde iğbirar ve kızmak geldi. Bir
İnayet, imdada yetişti. Mânen Kalbe ihtar edildi ki: İnsanların Sana ettik-
leri ayn-ı zulümlerinde, Ayn-ı Adalet olan Kader-i İlâhînin büyük bir
hissesi var ve bu hapiste yiyecek Rızkın var. O Rızkın Seni buraya çağır-
dı. Ona karşı Rıza ve Teslim ile mukabele lâzım. Hikmet ve Rahmet-i
Rabbâniyenin dahi büyük bir hissesi var ki, bu hapistekileri Nurlan-
dırmak ve Tesellî vermek ve size Sevab kazandırmaktır. Bu hisseye karşı,
Sabır içinde, binler Şükretmek lâzımdır.
Hem Senin nefsinin bilmediğin kusurlariyle onda bir hissesi var.