Page 691 - Yaratılış Atlası 2. Cilt
P. 691
Harun Yahya
SAHTE
SAHTE
Rekonstrüksiyon çizimler, sadece evrimci-
lerin hayal gücünü yans›t›r, bilimsel bulgu-
lar› de¤il...
ya bir filozofa benzetebilirsiniz. Eski insanların kalıntılarına dayanarak yapılan canlandırmalar hemen hiç-
bir bilimsel değere sahip değillerdir ve toplumu yönlendirmek amacıyla kullanılırlar... Bu sebeple rekons-
trüksiyonlara fazla güvenilmemelidir. 185
Evrimciler bu konuda o denli ileri gitmektedirler ki, aynı kafatasına birbirinden çok farklı yüzler ya-
kıştırabilmektedirler. Australopithecus robustus (Zinjanthropus) adlı fosil için çizilen birbirinden tamamen
farklı üç ayrı rekonstrüksiyon, bunun ünlü bir örneğidir.
Fosillerin taraflı yorumlanması ya da hayali rekonstrüksiyonlar yapılması, evrimcilerin aldatmaca-
ya ne denli yoğun biçimde başvurduklarını gösteren deliller arasında sayılabilir. Ancak bunlar, evrim te-
orisinin tarihinde rastlanan bazı somut sahtekarlıklarla karşılaştırıldıklarında, yine de çok sıradan kal-
maktadırlar.
Medyada ve akademik kaynaklarda sürekli olarak telkin edilen "maymun insan" imajını destekleye-
cek hiçbir somut fosil delili yoktur. Evrimciler, ellerine fırça alıp hayali yaratıklar çizerler, ama bu can-
lıların fosillerinin olmayışı, onlar için büyük bir sorundur. Bu sorunu "çözmek" için kullandıkları ilginç
yöntemlerden biri ise, bulamadıkları fosilleri "üretmek" olmuştur.
Sonuç
Evrim teorisini desteklemek uğruna yapılan tüm bu bilimsel sahtekarlıklar ya da ön yargılı değer-
lendirmeler, bu teorinin bilimsel bir açıklamadan ziyade, bir tür ideoloji olduğunu göstermektedir. Her
ideolojinin olduğu gibi, bu ideolojinin de fanatik taraftarları vardır ve bunlar evrimi her ne pahasına
olursa olsun ispatlama çabası içindedirler. Ya da teoriye o denli dogmatik bir biçimde bağlanmışlardır
ki, ellerine geçen her bulguyu, evrimle hiçbir ilgisi olmasa da, teorinin büyük bir kanıtı olarak algıla-
maktadırlar. Bu kuşkusuz bilim adına üzücü bir tablodur; çünkü bilim dünyasının temelsiz bir dogma
uğruna yanlış yönlendirildiğini gösterir.
İskandinav bilim adamı Søren Løvtrup ise, Darwinism: The Refutation of a Myth adlı kitabında bu ko-
nuda şöyle demektedir:
Sanırım herkes, bir bilim dalının tamamının yanlış bir teoriye bağımlı hale gelmesinin çok büyük bir şans-
sızlık olacağını kabul edecektir. Ancak biyolojide yaşanan şey tam da budur: Uzun bir zamandır insanlar ev-
rimsel konuları Darwinist kavramlarla tartışıyor, "adaptasyon", "seleksiyon basıncı" ya da "doğal seleksiyon"
gibi kavramlarla. Sonra da bu tartışmalarla doğal olayların açıklanmasına katkıda bulunduklarını sanıyor-
lar. Ama gerçekte hiçbir katkı sağlamıyorlar... İnanıyorum ki, Darwinizm efsanesi bir gün bilim tarihindeki
en büyük aldanış olarak tanımlanacaktır. 186
Darwinizm'in "bilim tarihindeki en büyük aldanış" olduğunun çok önemli bazı kanıtları da, mole-
küler biyolojiden gelmektedir.
Adnan Oktar 689