Page 207 - Sayın Adnan Oktar ve Arkadaşlarımıza İsnat Edilen Suçlamalar ve Cevapları
P. 207
Tüm bu hususlar, olağan yaşamından masumiyet/suçsuzluk karinesi altında koparılan
insan yönünden işkence veya kötü muamele veya “yargısız infaz” özelliği taşıyan ceza sayı-
labilmelidir. Haksız tutuklamada kaybedilen yalnızca kişinin maddi yönü değil, esas olarak
manevi yönü, kişiliği, hayatı, çevresi, ailesi, şahsiyeti ve benliğidir.
Hiçbir şekilde adaletten kaçmanın veya delil karartmanın somut şüphelerini ortaya koyan
haklı gerekçeler olmaksızın kimse, yargılanması amacıyla tutulamaz. Bu amaç gerçekleşse
bile, yine kimse uzun süre özgürlüğünden yoksun bırakılamaz. Çünkü tutuklama bir amaç
değil, araçtır. Ancak son zamanların modern baskı veya insanı toplumdan koparıp bir yere
kapatma metodu olarak tutuklamanın keyfi ve uzun süreli kullanıldığı buna gerekçe olarak
da, hukuk ve adalet kavramlarının gösterilmeye çalışıldığını üzülerek görmekteyiz.
Hukukçu, bir yargılama tedbirini amaç ve fonksiyonundan koparak uygulayamaz. En
önemlisi tutuklama, insanı tasfiye veya baskı aracı olarak kullanılamaz. Artık tutuklama ko-
nusunda başımızı gömdüğümüz kumdan çıkarmanın vakti gelmiştir. İleride insanlar 2000’li
yılların başlarına baktığında, tutuklama tedbirini hiç de iyi hatırlamayacaktır. Tutuklama-
nın siyasi veya adi suçlarda ne derece acımasız, aşırı ve uzun süreli uygulandığının birçok
örneğini tarih yazacaktır.
Tarih, yazılı hukuk kuralları karşısında gerekçesiz ve uzun süreli uygulanan tutuklama-
ların haksızlığını ve bu yöntemlere neden başvurulduğunu da yazacaktır. Kimileri çıkıp da
“o dönemde bu bir zorunluluktu” diyecek olsa da, “hukuk devleti” ilkesine inananlara bunun
haklılığı anlatılamayacaktır. ”
9
Prof. Ersan Şen bir başka makalesinde ise aynı konuya farklı açıdan değinerek şu tespitleri
yapmıştır:
“Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkes, bir tedbir olan tutuklamayı ceza gibi görür. Bu
hatalı anlayışın iki olumsuz sonucu vardır: Birincisi, tutuklunun suç işleyip ceza çektiğine
inanılır. Bireyin masumiyet/suçsuzluk karinesi ve dürüst yargılanma hakkı pek dikka-
te alınmaz. Bu nedenle vicdanlar da rahattır. Çünkü suç işleyen cezalandırılmıştır.
Tutuklama, bireyin adaletten kaçmasını veya delil karartmasını önlemek amacıyla uy-
gulanan bir ceza yargılaması tedbiridir. Tutuklu birey, bu açık tanıma rağmen toplum tara-
fından suçlu görülür. Çünkü tutuklama kültürü, “suçlu değilse neden tutuklansın” dü-
şüncesini kabul eder. Bu yanlış düşünce, herhalde “ateş olmayan yerden duman çıkmaz”
atasözünün maalesef teamüle dönüşmüş hatalı bir sonucudur.
İkincisi, bir suçla itham edilen şüpheli veya sanık tutuklanmamışsa, yargılanması
göz ardı edilip suçsuz olduğu kabul edilir. Çünkü tutuklama kültürü, “suçlu olsa idi
tutuklanırdı”, yeni “ateş olan yerden duman çıkar” anlayışını kabul etmektedir. ”
10
9 Prof. Dr. Ersan Şen, “Haksız Tutuklama İşkence Yasağının İhlali Sayılır”, Haber7.com, 12.07.2014,
http://www.haber7.com/yazarlar/prof-dr-ersan-sen/1179526-haksiz-tutuklama-iskence-yasaginin-ihlali-sayilir
10 Prof. Dr. Ersan Şen, “Tutuksuz Yargılananın Davasını Takip Etmeme Hatası”, Haber7.com, 23.09.2013,
http://www.haber7.com/yazarlar/prof-dr-ersan-sen/1077226-tutuksuz-yargilananin-davasini-takip-etmeme-ha-
tasi
207