Page 395 - Risale-i Nur - Şualar
P. 395

SON SÖZÜM

               Heyet-i hâkimeye beyan ediyorum ki:

               Hem iddianameden, hem uzun tecridlerimden anladım ki, bu mes'elede
           en ziyade şahsım nazara alınıyor ve şahsımı çürütmek maslahat görülmüş.
           Güya  şahsiyetimin  idareye,  asayişe,  vatana  zararı  var.  Ve  ben  de  Din
           perdesi altında dünyevî maksadlar güdüyormuşum, bir nevi siyaset peşinde
           koşuyormuşum. Buna karşı, size bunu kat'iyyetle beyan ediyorum:

               Bu  evham  yüzünden,  benim  şahsiyetimi  çürütmek  suretinde
           Risale-i Nur'a ve bu vatana ve bu millete fedakâr ve kıymetdar olan
           Şakirdlerini incitmeyiniz. Yoksa bu vatana ve bu millete manevî büyük
           bir  zarar,  belki  bir  tehlikeye  vesile  olur.  Bunu  da  size  kat'iyyen  beyan
           ediyorum: Şahsıma tahkir ve ihanet ve çürütmek ve işkence, ceza gibi ne
           gelse;  -Risale-i  Nur'a  ve  Şakirdlerine  benim  yüzümden  zarar  gelmemek
           şartıyla,  şimdiki  mesleğim  itibariyle-  kabule  karar  vermişim.  Bunda  da
           Âhiretim için bir Sevab var. Ve nefs-i emmarenin şerrinden kurtulmama bir
           vesiledir  diye  bir  cihette  ağlarken  memnun  oluyorum.  Eğer  bu  bîçare
           masumlar  benimle  beraber  bu  mes'elede  hapse  girmese  idiler, mahkeme-
           nizde pek şiddetli konuşacaktım. Siz de gördünüz ki, iddianameyi yazan,
           bin  dereden  su  toplamak  gibi  yirmi-otuz  senelik  hayatımda  -mahrem  ve
           gayr-ı  mahrem  bütün  Kitab  ve  Mektublarımdan-  cerbezesiyle  ve  kısmen
           yanlış mana vermesiyle güya umum onlar bu sene yazılmış, hiç mahkeme-
           leri görmemiş, af Kanunlarına ve mürur-u zamana uğramamış gibi onun ile
           benim şahsiyetimi çürütmek istiyor. Ben kendim, şahsımın çürük olduğunu
           yüz  defa  söylediğim  ve  aleyhimde  olanlar  her  vesile  ile  yine  şahsımı
           çürüttükleri  halde,  ehl-i  siyaseti  evhamlandıracak  derecede  teveccüh-ü
           âmmeye karşı faide vermediğinin sebebi: İmanın kuvvetlenmesi için bu
           zamanda  ve  bu  zeminde  gayet  şiddetli  bir  ihtiyac-ı  kat'î  ile  Ders-i
           Dinde bazı şahıslar lâzımdır ki, Hakikatı hiç bir şeye feda etmesin, hiç
           bir şeye âlet etmesin. Nefsine hiç bir hisse vermesin. Tâ ki, İmana dair
           Dersinden istifade edilsin, kanaat-ı kat'iyye gelsin.

               Evet hiçbir zaman, bu zeminde bu zaman kadar böyle bir ihtiyac-ı
           şedid olmamış gibidir. Çünki tehlike hariçten şiddetle gelmiş. Şahsımın
           bu ihtiyaca karşı gelmediğini itiraf edib ilân ettiğim  halde, yine şahsımın
           meziyetinden  değil,  belki  şiddet-i  ihtiyaçtan  ve  zahiren  başkalar  çok
           görünmemesinden şahsımı o ihtiyaca bir çare zannediyorlar.
   390   391   392   393   394   395   396   397   398   399   400