Page 212 - Risale-i Nur - Barla Lahikası
P. 212
214 YİRMİYEDİNCİ MEKTUBDAN
Gördüm ki, Zât-ı Âlînizle birlikte Medine-i Münevvere'ye gitmişiz.
Harem-i Şerif'in kapısından girince, Makber-i Saadet önümüzde
görünüyordu. Makber-i Saadet'in içinde Peygamberimiz Sallallahü
Teâlâ Aleyhi ve Sellem Bab-üs Selâm'a doğru müteveccih idiler. Ben
der-akab koşmak istedim. Birlikte ben sizin bir adım arkanızda olarak
vardık. İmamın Namazdan fariğ olduğunda nasıl yüzünü Cemaate
çevirir; bizim girdiğimiz tarafa doğru Zât-ı Risalet dönmüşler, diz
üstüne oturmuşlar ve biz de vardık. Zât-ı Âlîniz hemen bir adım
mesafeli olarak diz çöküp oturdunuz. Ben de sizin arkanızda diz çöküp
oturdum. Siz Resul-i Ekrem (A.S.M.) ile epey müddet görüştünüz.
Dikkatli Vech-i Saadete nazar ettiğimde, alnı Vech-i Mübareki güneş
gibi gayet parlak ve sair aksamı buğday rengi, re'y-ül ayn müşahede
ettim. O esnada Mükalemeniz neye müncer olduğunu anlayamadım.
Tefsirini Üstad-ı Ekremime havale ediyorum. Yalnız kasır fikrimle, sen
ne oluyorsun, diye Kalbimi teskin edebildim. Üstadım şu zalimlerin
İslâmiyet'e karşı tecavüzlerini, kendi merciine ve Şeriat sahibine şikayet
etti.
M e s ' u d
* * *
(Vezirzade Küçük Mustafa'nın fıkrasıdır)
Ey Sevgili Üstadımız, ey Nurların Mazharı ve Naşiri!
Cenab-ı Hak sizi bu memlekete göndermiş, tâ ki dalalete giden
Ruhlar, senin neşrettiğin Nurlarla kurtulsun. Cenab-ı Hakk'a gece ve
gündüz Secde-i Şükran etsek, bu nimetlerin şükrünü ödeyemeyeceğiz.
Ey Üstadım, ben Ümmiyim. Sair Kardeşlerim gibi malûmatlı
değilim ki, Risale-i Nur'a karşı hissiyatımı dilim ile ifade edeyim. Fakat
ِ
ْ َ
ُ ه للّٰا ءآش نا Sadakatta ve Muhabbette ve İrtibat-ı Ruhîde Kardeşlerime
َ
yetişmeye çalışacağım. Uyanık Âleminde ifade-i meram edemeyen
dilime bedel, uyku Âleminde Ruhumun diliyle, mahiyetini anlamadığım
ve size karşı merbutiyetime delalet eden bir-iki vak'ayı arzedeceğim:
Birincisi: Bundan bir buçuk sene evvel, ticaret için iki günlük
mesafede olan bir köye gitmiştim. O esnada dünyanın iç yüzü bana
göründü. Hem fâni, hem zindan hükmünde olduğundan bir nefret geldi.
Bana bu fâni dünyadan, bâki bir Âleme yol gösterecek bir Üstad,