Page 472 - Risale-i Nur - Tarihçe-i Hayat
P. 472
474 BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
Doktor duzi'nin vesair zındıkların eserlerine ilişmemek, Risale-i
Nur'a ilişmek, Gazab-ı İlâhînin celbine bir vesile olabilir diye korku-
yoruz. Cenâb-ı Hak, size insaf ve merhamet ve bize de Sabır ve Taham-
ِ
mül İhsan eylesin. يمَا...
Gayr-i resmî, fakat tecrid-i mutlakda
Said Nursî
* * *
(Bu istida, üç makamata gönderilmiştir. Oradaki Kardeşlerime
bir me'haz olmak için gönderildi.)
Yirmi senedenberi sabredip sükût eden bir mazlumun şekvâsını
dinlemenizi istiyorum! Hürriyetin en geniş suretini veren cumhuriyet
hükûmetinde herbir hürriyetten men'edilmekle beraber, düşmanlarım,
benim aleyhime her cihetle serbest olarak beni eziyorlar. Hürriyet-i
Vicdan ve Hürriyet-i Fikr-i İlmiyeyi te'min eden Cumhuriyet Hükûmeti
ya beni tam himâye edip, garazkâr, evhamlı düşmanlarımı sustursun ve-
yahut bana, düşmanlarım gibi Hürriyet-i Kalem verip, Müdafaatıma
yasak demesin. Çünki, resmen, perde altında her muhabereden men'im
için postahanelere gizli emir verilmiş. Su ve ekmeğimi getiren birtek ço-
cuktan başka kimse ile beni görüştürmemek için tenbihat verildiği bir
zamanda, eskidenberi benim muarızlarım fırsat bulup, tam mahkeme-i
temyizin beraetimizi tasdik ederek, mahkemedeki ehl-i vukufun tahsin
ettikleri Kitablarımı almayı beklerken, o düşmanlarım, hiç münasebetim
olmayan bir iki mahrem Risalelerimi verdirip, sonra meslekçe benim
aleyhimde bir iki ehl-i vukufun eline geçirip, aleyhimde fena bir rapor
hazırladıklarını işittim. Daha Sabır ve Tahammülüm kalmadı. Ben hükû-
met-i cumhuriyenin bütün erkânlarına, belki dünyaya ilân ediyorum ki:
Kur'an-ı Hakîm'in Sırr-ı Hakikatiyle ve İ'câzının Tılsımiyle,
benim ve Risale-i Nur'un programımız ve mesleğimiz ve bilfiil seme-
resini gördüğümüz ve çalıştığımız ve gaye-i hareketimiz ve hedefimiz,
ölümün îdam-ı ebedîsinden Îman-ı Tahkikî ile bîçareleri kurtarmak
ve bu mübarek milleti de her nevi anarşilikten muhafaza etmektir.
İşte Risale-i Nur, üç ehl-i vukuf hey'etinin ve üç mahkemenin incele-
mesinden geçtiği halde, bu iki Vazife - i Kudsiyeden başka, kasdî